A+
A
A-
İçindekiler Əsas səhifə nur-az.com
Kitabın Adı: İran İslam Cumhuriyeti Anayasası
Yazar:
Yayın Evi:
Basım Tarihi:
Sayfa Sayısı:
Baskı Sayısı:
Tiraj:
  İleri


 

İRAN  İSLAM CUMHURİYETİ

ANAYASI

 

 

 (Yeni Düzenlemelerle)

 

Çev:Abdullah ÜNLÜ

 

Edit:Kadri ÇELİK

          


İÇİNDEKİLER

Giriş. 10

Devrimin Doğuşu. 12

İslami Yönetim.. 13

Milletin Hışmı 14

Milletin Ödediği Bedel 15

İslam’da Yönetim Biçimi 16

Adil Fakih’in Velayeti 19

İktisad Amaç Değil, Araçtır. 19

Anayasada Kadın. 20

Öğretiye Göre Ordu. 21

Anayasada  Yargı 21

Yürütme Gücü. 22

Kitle İletişim Araçları(Medya) 22

Temsilciler. 23

Birinci Madde. 25

İkinci Madde. 25

Üçüncü Madde. 26

Dördüncü Madde. 28

Beşinci Madde. 29

Altıncı Madde. 29

Yedinci  Madde. 29

Sekizinci madde. 30

Dokuzuncu Madde. 30

Onuncu Madde. 31

Onbirinci Madde. 31

Onikinci Madde. 31

Onüçüncü madde. 32

Ondördüncü madde. 32

İkinci Fasıl 33

Ülkenin Resmi dil, yazı ve bayrağı 33

Onbeşinci Madde. 33

Onaltıncı Madde. 33

Onyedinci Madde. 34

Onsekizinci Madde. 34

Üçüncü Fasıl 35

Milletin Hakları 35

Ondokuzuncu Madde. 35

Yirminci Madde. 35

Yirmibirinci Madde. 36

Yirmiikinci Madde. 36

Yirmiüçüncü Madde. 37

Yirmidördüncü Madde. 37

Yirmibeşinci Madde. 37

Yirmialtıncı Madde. 37

Yirmiyedince Madde. 38

Yirmisekizinci Madde. 38

Yirmidokuzuncu Madde. 38

Otuzbirinci Madde. 39

Otuzikinci Madde. 39

Otuzüçüncü Madde. 40

Otuzdördüncü Madde. 40

Otuz beşinci Madde. 40

Otuzaltıncı Madde. 40

Otuzyedinci Madde. 41

Otuzsekizinci Madde. 41

Otuzdokuzuncu Madde. 41

Kırkıncı Madde. 41

Kırkbirinci Madde. 42

Kırkikinci Madde. 42

Yabancılar kanunların sınırları içinde İran vatandaşlığına girebilirler ve bu gibi kişilerin vatandaşlığının kaldırılması,başka bir devletin,onların vatandaşlığını kabul etmesi veya bizzat onların taleb etmeleri ile mümkündür. 42

Kırküçüncü Madde. 42

Kırkdördüncü Madde. 44

Kırkbeşinci Madde. 45

Kırkaltıncı Madde. 45

Kırkyedinci Madde. 46

Kırksekizinci madde. 46

Kırkdokuzuncu Madde. 46

Bu hüküm şer’i araştırma, soruşturma ve ispat ile devlet tarafından icra edilmelidir. 47

Ellinci Madde. 47

Ellibirinci Madde. 47

Elliikinci Madde. 47

Elliüçüncü Madde. 48

Ellidördüncü Madde. 48

Ellibeşinci Madde. 48

Milletin Egemenlik Hakkı 50

ve. 50

Bundan Doğan Güçler. 50

Ellialtıncı Madde. 50

Elliyedinci Madde. 50

Ellisekizinci Madde. 51

Ellidokuzuncu Madde. 51

Altmışıncı Madde. 51

Altmışbirinci Madde. 51

Yasama Gücü. 52

Birinci Bölüm:Milli Şura Meclisi 52

Atmışikinci Madde. 52

Atmışüçüncü Madde. 52

Atmışdördüncü Madde. 52

Altmışbeşinci Madde. 53

Altmışaltıncı Madde. 53

Altmışyedinci Madde. 54

Bismillahirrahmanirrahim.. 54

Altmışsekizinci Madde. 54

Altmışdokuzuncu Madde. 55

Yetmişinci  Madde. 55

İkinci Bölüm.. 56

Milli Şura Meclisi’nin Yetkileri 56

Yetmişbirinci Madde. 56

Yetmişikinci Madde. 56

Yetmişüçüncü Madde. 57

Yetmişdördüncü Madde. 57

Yetmişbeşinci Madde. 57

Yetmişaltıncı Madde. 57

Yetmişyedinci Madde. 58

Yetmişsekizinci Madde. 58

Yetmişdokuzuncu Madde. 58

Sekseninci Madde. 58

Seksenbirinci Madde. 59

Seksenikinci Madde. 59

Seksenüçüncü Madde. 59

Seksendördüncü Madde. 59

Seksenbeşinci Madde. 60

Seksenaltıncı Madde. 60

SeksenyedinciMadde. 61

Seksensekizinci Madde. 61

Seksendokuzuncu Madde. 61

Doksanıncı Madde. 63

Doksanbirinci Madde. 63

Doksanikinci Madde. 64

Doksandördüncü Madde. 64

Doksanbeşinci Madde. 64

Doksanaltıncı Madde. 65

Doksanyedinci Madde. 65

Doksansekizinci Madde. 65

Doksandokuzuncu Madde. 66

Şuralar. 67

Yüzüncü Madde. 67

Yüzbirinci Madde. 67

Yüzikinci Madde. 68

Yüzüçüncü Madde. 68

Yüzdördüncü Madde. 68

Yüzbeşinci Madde. 69

Yüzaltıncı Madde. 69

Rehber veya Rehberlik Şurası 70

Yüzyedinci Madde. 70

Yüzsekizinci Madde. 71

Yüzdokuzuncu Madde. 71

Yüzonuncu Madde. 71

Yüzonbirinci Madde. 73

Yüzonikinci Madde. 74

Yürütme Gücü. 75

1.Bölüm:Cumhurbaşkanlığı 75

Yüzonüçüncü Madde. 75

Yüzondördüncü Madde. 75

Yüzonbeşinci Madde. 76

Yüzonaltıncı Madde. 76

Yüzonyedinci Madde. 76

Yüzonsekizinci Madde. 77

Yüzondokuzuncu Madde. 77

Yüzyirminci Madde. 77

Yüzyirmibirinci Madde. 77

Cumhurbaşkanı,İslami Şura Meclisi’nde Yüksek Yargı Gücü Başkanı ve Anayasayı Denetim Şurası üyelerinin de hazır bulundukları bir oturumda,sırasıyla  and içer ve şu yemin metnini imzalar:“Bismillahirrahmanirrahim.. 78

Yüzyirmiikinci Madde. 78

Yüzyirmiüçüncü Madde. 79

Yüzyirmidördüncü Madde. 79

Yüzyirmibeşinci Madde. 79

Yüzyirmialtıncı Madde. 79

Yüzyirmiyedinci Madde. 80

Yüzyirmisekizinci madde. 80

Yüzyirmidokuzuncu Madde. 80

Yüzotuzuncu Madde. 80

Yüzotuzbirinci Madde. 81

Yüzotuzikinci Madde. 81

Yüzotuzüçüncü Madde. 83

Yüzotuzdördüncü madde. 83

Yüzotuzaltıncı Madde. 84

Yüzotuzyedinci Madde. 84

Yüzotuzsekizinci madde. 85

Yüzotuzdokuzuncu Madde. 85

Yüzkırkıncı Madde. 85

Yüzkırkbirinci Madde. 86

Yüzkırkikinci Madde. 86

Yüzkırküçüncü Madde. 87

Yüzkırkdördüncü Madde. 87

Yüzkırkbeşinci Madde. 87

Yüzkırkaltıncı Madde. 87

Yüzkırkyedinci Madde. 88

Yüzkırksekizinci Madde. 88

Yüzkırkdokuzuncu Madde. 88

Yüzellinci Madde. 88

Yüzellibirinci Madde. 89

Dış Siyaset 90

Yüzelliikinci Madde. 90

Yüzelliüçüncü Madde. 90

Yüzellidördüncü Madde. 90

Yüzellibeşinci Madde. 91

Yargı Organı 93

Yüzellialtıncı Madde. 93

Yüzelliyedinci Madde. 93

Yüzellisekizinci Madde. 94

Yüzellidokuzuncu Madde. 94

Yüzaltmışıncı Madde. 94

Yüzaltmışbirinci Madde. 95

Yüzaltmışikinci Madde. 95

Yüzaltmışüçüncü Madde. 95

Hakimin nitelik ve şartları fıkıh ölçülerine uygun olarak kanun ile belirlenir. 96

Yüzaltmışdördüncü Madde. 96

Yüzaltmışbeşinci Madde. 96

Yüzaltmışaltıncı Madde. 96

Yüzaltmışyedinci Madde. 97

Yüzaltmışsekizinci Madde. 97

Yüzaltmışdokuzuncu Madde. 97

Yüzyetmişinci Madde. 97

Yüzyetmişbirinci Madde. 98

Yüzyetmişikinci Madde. 98

Yüzyetmişüçüncü Madde. 99

Yüzyetmişdördüncü Madde. 99

Onüçüncü Fasıl 101

Yüksek Güvenlik Konseyi 101

Yüzyetmişaltıncı Madde. 101

Anayasa’daki düzenlemeler. 103

Yüzyetmişyedinci Madde. 103

Bismillahirrahmanirrahim

 

“Şüphesiz resullerimizi  apaçık delillerle gönderdik ve onlarla birlikte kitab ve mizan indirdik, insanlar dos­doğru davransınlar diye.”[1]

 

Giriş

 

İran İslam Cumhuriyeti anayasası, toplumun İslami ilke ve kurallarda temelini bulan kültürel, toplumsal, siyasi ve iktisadi dayanaklarının belirticisi olup İslam ümmetinin içten dileğini yansıtır.

İran’ın büyük İslami  inkılabının mahiyeti ve Müslüman halkın başlangıçtan zafere kadar halkın tüm tabakalarına işleyici ve sarsıcı sloganlarda belirginleşen savaşım yöntemi, bu temel dileği somutlaştırmış olup şimdi bu büyük zaferin tan atışında milletimiz olanca varlığı ile ona ulaşmayı is­temektedir.

Son yüzyılda İran’da meydana gelen diğer hareketler karşısında bu inkılabın temel özelliği belirli bir öğretiye (doktrine)bağlı ve islami oluşudur.Müslüman İran mil­leti istibdada karşı olan meşrutiyet  ile emperyalizme karşı olan petrolün milli­leştirilmesi çabalarından sonra, bu hareketlerin başarı­sızlığının temel ve somut sebebini, savaşımların öğretiye bağlı olmayışının meydana getirdiği gerçeği gibi de­ğerli bir tecrübeye erişti.

Her ne kadar son hareketlerde İslami düşünce çizgisi ve radikal din bilginlerinin önderliği başlıca ve temel katkıyı üstlenmiş idiyse de, bu savaşımların öz İslami konumlardan uzak oluşu dolayısıyla hareketler tez elden duraksamaya sürüklendi.

Sonunda milletin uyanık sezgisi yüce taklid makamı Hz. Ayetullahi’l-Uzma İmam Humeyni’nin önderliğinde İslami ve öğretiye bağlı gerçek devrim çizgisini izleme gereğini kavradı ve bu kez halk  hareketlerinin her zaman ön saflarında yer almış olan ülkenin din bilginleri,görev bilincine sahib yazar ve aydınları,onun önderliğinde yeni bir atılım ka­zandı.

İran Milleti’nin son devriminin başlangıcı Hicri- Kameri 1382 olup,Hicri-şemsi 1341(Miladi 1962)tarihine tekabül eder.

 

Devrimin Doğuşu

 

İran’ın evrensel emperyalizme siyasi ve ekonomik bağımlılığının güçlendirilmesi yolunda bir adım demek olan Amerikan düzeni “Ak devrim” ile mevcud istibdad-zulüm yönetimine karşı İmam Humeyni’nin ezici iti­razı,milletin tek vücud halinde hareketine neden oldu ve bunun sonunda 1963 Haziran’ında İslam ümmetinin gerçekte bu yaygın ve ulu devriminin başlangıç noktası demek olan büyük ve kanlı devrimi, İslami önderlik sıfatı ile İmam’ın başkanlığını tesbit etti,güçlendirdi ve O’nun utanç verici kapitülasyon kanu­nuna(Amerikalı müsteşarların dokunulmazlığına)itiraz etmelerinden sonra, ümmetin İmam ile olan güçlü bağ­lılığı böylece süreklilik kazandı ve müslüman millet ve özellikle sorumluluk bilincine sahib aydınlar ve mücade­leci din adamları sürgün,zindan, işkence  ve idamlara rağmen yollarını sürdürdüler.

Bu arada toplumun aydın ve sorumlu tabakası ca­mii,medrese ve üniversiteler platformunda aydınlatma faa­liyetine girişti ve İslam’ın inkılabçı ve feyizli mektebin­den ilham alarak müslüman milletin mücadeleci ve öğ­retiye bağlı kavrayış ve  bilinç düzeyini yükseltme yo­lunda sürekli ve verimli bir uğraşa başladı.

İslami hare­keti bastırmaya Feyziye medresesi,üniversiteler ve bütün coşkulu inkılab ocaklarına canicesine saldırılarla başlayan istibdad düzeni, canavarca girişimlerinin en ümitsizcesiyle halkın hışmından kurtulmaya çalıştı ve bu arada idam mangalarının uygu­ladıkları ortaçağ işkenceleri ve uzun süreli hapisler, müslüman milletimizin güçlü azminin nişanesi olarak  savaşı sürdürmek için ödediği bedeli meydana getiri­yordu. Seher çağları infaz meydanlarında”Allah-u Ekber”haykırışları ile başveren veya sokakta ve çarşıda düşman kurşunlarına hedef olan yüzlerce genç ve imanlı kadın ve erkeğin kanı, İran İslam inkılabının devam et­tirilmesini sağladı.İmam’ın çeşitli meselelerde ardarda yaptığı bildirim ve duyuruları İslam ümmetinin kavrayış ve az­mine alabildiğine derinlik ve yaygınlık verdi.

 

İslami Yönetim

 

İstibdad yönetiminin boğuntu ve bulantısının doru­ğunda İmam Humeyni tarafından açıklanan “Velayeti fakih “ilkesine dayalı İslami hükümet düşüncesi, müslüman halka somut ve tutarlı yeni bir amaç verdi. İslami öğretisine bağlı mücadelenin özgün yolunu açtı ve böylece bilinçli ve müslüman savaşçıların ülke içinde ve dışındaki uğraşlarını daha yoğun kıldı.

İnkılab süreci bu çizgi sonucunda ülke içinde gün­den güne artan baskı ve boğuntu dolayısıyla halkın hoş­nutsuzlukları, hışmının şiddeti ve dış dünyaya karşı mü­cadeleci din bilginleri ve üniversitelilerin yaptığı açıklama ve aydınlatmalar, rejimin egemenlik dayanaklarını şid­detle sarstı ve çaresiz rejimi ve efendilerini baskıyı ve boğuntuyu azaltmaya, sözde ülkenin siyasi ortamına serbestlik getirmeye mecbur etti. Ta ki kaçınılmaz dü­şüşlerini önlemek için akıllarınca bir emniyet kapıcığı aç­mış olsunlar.

Fakat içerlenmiş, bilinçli ve kesin karara varmış olan millet İmam’ın kesin ve sarsılmaz önderli­ğinde muzaffer ve tek vucut halindeki ayaklanmalarını yaygın ve kapsamlı bir biçimde başlattı.

 

 

 

Milletin Hışmı

 

Din Bilginlerinin ve özellikle İmam Humeyni’nin saygıdeğer makamına dil uzatma niteliğinde olan bir makale 7 ocak 1978’de hakim rejim tarafından yayınla­tıldı ve bu, hareketi hızlandırdı.

Tüm ülkede halkın hışmının patlayışına yol açtı ve rejim halkın yanardağla­şan hışmını dizginlemek için bu karşı koyucu ayaklanmayı boğmaya ve ezmeye çabaladı.

Fakat bu davranış inkılabın damarlarında daha fazla kan dolaşı­mına yol açtı ve inkılab şehidlerini anmak için yapılan yedinci ve kırkıncı yas günü toplantılarında devrimin nabız vuruşları ülkede baştanbaşa bir hareket, canlılık, ha­raret ile alabildiğine ve tek vücud halinde bir coşku kazandırdı ve halkın hareketinin sürekliliği ve sürdürülmesi amacıyla bütün devlet kuruluşları dayanışmalı iş bırakımıyla ve sokak gösterilerine katılarak eylemli işbirliği yapmaya çalıştılar.

Dini ve siyasi bütün tabaka ve saflarda kadın ve erkeklerin yaygın ve kapsamlı dayanışmaları bu mücadelede gözalıcı biçimde belirleyici etken oldu ve özellikle kadınlar görünür şekilde bu bü­yük cihadın her sahnesinde eylemli ve yangın olarak hazır bulundular.

Bir kadını, kucağında çocuğu ile makinalı tüfek namlularına ve savaş meydanına atılır gösteren sahneler savaşta toplumun bu büyük tabakası­nın ana ve belirleyici katkısı bulunduğunu açıklamakta idi.

 

 

Milletin Ödediği Bedel

 

Devrim fidanı, bir yıldan biraz fazla süren sürekli ve kesintisiz mücadele sürecinde altmışbinden fazla şehi­din kanının bereketi sayesinde ve yüzbin yaralı ve ma’lul ile milyar­ları bulan büyük bir zarara rağmen “bağımsızlık, hürriyet, İslami yönetim!”haykırışları arasında meyva verdi ve nazik-heyecanlı devrim aşamalarında imana, vahdete ve önderlik konusunda kuşkusuzluğa ve ayrıca milletin fedakarlığına dayanarak zafere ulaşan bu büyük devrim, bütün emperyalist hesapları, ilişkileri ve dayanak­ları ezip geçmeyi başardı ve kendi türünde yeryüzündeki yaygın kapsamlı halk devrimleri arasında yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

10/11 Şubat 1979 Şah rejiminin temelinin çökmesi günleri oldu ve içteki istibdad ile ona dayanan dış sultayı kırdı ve müslüman halkın öteden beri dileği olan İslami yönetimin doğuşu, nihai  zafer müjdesini verdi.

İran milleti tek vucud olarak ve taklid mercilerinin, İslam bilginlerinin ve önderlik makamının katılımları ile İslam Cumhuriyeti hakkındaki halk oylamasında İslam Cumhuriyeti’nin yeni nizamının kurulması konu­sundaki son ve kesin kararı açıkladı ve %98 gibi bir çoğunlukla İslam Cumhuriyeti nizamına olumlu oy verdi.

Şimdi İran İslam Cumhuriyeti’nin anayasası toplu­mun siyasi, içtimai, kültürel iktisadi konum ve ilişkile­rinin açıklayıcısı sıfatıyla, islami yönetimin temellerini güçlendirme yolunun açıcısı ve önceki tağuti rejimin vira­nelerinde devlet nizamının yeni tasarısının göstericisi olmalıdır.

 

İslam’da Yönetim Biçimi

 

İslami bakış açısından devlet, toplumun içinde sı­nıflaşmadan veya bir ferdin veya zümrenin sultasından dolayı oluşan bir şey değildir;aksine inanç ve düşünce birliğine sahib bir milletin siyasi ülküsünün somutlaş­masıdır ki düşünce ve inanç değişimlerinin akışında yolunu nihai hedefe(Allah’a)doğru açmak için kendi­sini örgütler:Milletimiz devrimci gelişiminin akışında tağuti toz ve paslardan arındı ve yabancı düşünce bu­laşıklarından özünü temizledi ve özgün İslami dünya gö­rüşünün ve düşüncesinin konumlarına döndü ve şimdi kendi örnek İslami toplumunu kurmakta karar kılmıştır.

Böyle bir dayanak üzerinde anayasanın görevi dev­rimin inanç temellerine nesnellik kazandırmak ve İs­lam’ın üstün ve evrensel değerlerinin gelişeceği şartları sağlamaktır.

Anayasa,bütün mustaz’afların müstekbirlere karşı zaferini hedefleyen bir hareket demek olan İran İslam Devrimi’nin İslami muhtevasını gözönüne alarak, bu inkılabın ülke içinde ve dışında sürdürülmesi ortamını sağlar ve özellikle diğer halk ve İslami hareketlerle milletlerarası alanda ilişkileri geliştirmeye çalışır ki, onları tek dünya üm­meti yoluna hazırlasın.

“Şüphesiz bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir ve ben rabbinizim, bana ibadet edin.”(Enbiya/92)

Böylece de bütün yeryüzünde yoksun ve zülüm altında olan milletlerin kurtuluş savaşımı, sürdürülmesi gere­ken düzeye erişsin.

Bu büyük devrimin mahiyetini gözönüne tutarak ana­yasa, her türlü fikri ve toplumsal istibdad ile iktisadi ayrıcalıklı tekelciliği ortadan kaldırmayı üstlenir ve istibdad sis­teminden uzaklaşıp, karar verme yet­kisini direkt halkın eline verme doğrultusunda çaba harcar

“(Peygamber onların)Ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri kaldırmakta.(A’raf/157)

Bizzat toplumu örgütlemenin dayanağı demek olan siyasi konum ve temellerin belirtilmesi faaliyetinde öğretiye bağlı görüş gereğince salihler hükümet ve ülke idaresini üstlenirler.

“Şüphesiz yeryüzüne salih kullarım varis olur.”

Dolayısıyla, toplum yönetiminin ilkelerini açıklaya­cak olan yasama, Kur’an ve sünnet yörüngesinde döner. Demek oluyor ki adil, dürüst ve sorumluluk bilincine sahib İslam  bilginleri(adil fakihler) tarafından gözetim, vazgeçilmez ve zorunlu bir husustur.

Yine siyasi örgütlemenin amacı, insanın kabiliyetle­rinin ilahi ölçülere uygun boyutlarca(Allah’ın ahlakı ile ahlaklanınız.)belireceği ve gelişeceği bir ortamın sağ­lanması için insana ilahi nizama doğru hareket olgunlu­ğunun sağlanmasıdır.

“Ve geri dönüp varış Al­lah’adır.”

Bu da ancak toplumun değişim süreci içinde toplumun bütün unsurlarının yaygın ve eylemli işbirliği ile gerçekleşir.

Bu husus gözönünde tutularak anayasa böyle bir iş­birliği ortamını,bütün belirleyici ve siyasi karar verme aşamalarında topluluğun her ferdi için sağlar ki, insanın gelişim sürecinde her bir ferd bizzat uğraş içinde olgun­laşma, yükselme ve başkalarına önderlik etmekten so­rumlu kılınsın.

Bu da esasen yeryüzünde mustaz’afların siyasi iktidarının gerçekleşmesi demek olacaktır.“Bizse yeryüzünde horlananlara lütfetmeyi, onları ön­der ve varis kılmayı dilemekte idik.”(Kasas/5)

 

Adil Fakih’in Velayeti

 

Velayet-i Emr ve sürekli İmamet ilkesine dayanarak anayasa ,gerekli şartları haiz olup halk tarafından önder olarak tanınmış bulunan bir fakihin rehberliğinin gerçekleş­mesi için gerekli ortamı hazırlar.İşlerin yürütülmesi Al­lah için alim olan ve O’nun helal ve haramını bilmede güvenilir kişilerin elindedir ki, çeşitli kuruluşların asli İslami ödevlerinden sapmamalarını güvence altına ala­bilsin.

 

İktisad Amaç Değil, Araçtır.

 

İktisadi ilkelerin güçlendirilmesinde aslolan insanın olgunlaşma ve gelişme süreci boyunca ihtiyaçlarının giderilmesidir;yoksa diğer iktisadi nizamlarda olduğu gibi servetin temerküzü çoğalması ve kazanç hırsı de­ğildir.

Çünkü maddeci mekteplerde iktisad bizzat hedeftir ve bu sebeble olgunlaşma aşamaları sırasında iktisad yı­kılma ve bozulma ve yok olma etkeni olmaktadır.Oysa İslam’da iktisad, sadece bir araçtır ve araçtan amaca ulaşma yolunda da daha yararlı olmaktan başkaca bir şey beklenemez.Bu açıdan İslam’ın iktisadi programı, çeşitli ölçüler­deki insan üreticiliğinin ortaya çıkması için gerekli ortamın hazırlanması­dır.Bu sebeble eşit ve oranlı imkanların sağlanması, herkese iş bulunması ve tekamül hareketinin sürdürülebilmesi için zorunlu ihtiyaçların giderilmesi islam devletinin yükümlülüğündedir.

 

Anayasada Kadın

 



  İleri
Go to TOP