A+
A
A-
İçindekiler Əsas səhifə nur-az.com
Kitabın Adı: Gurer-ul Hikem - 1
Yazar: Ebulfetih Abdulvahid Amidi
Yayın Evi:
Basım Tarihi:
Sayfa Sayısı:
Baskı Sayısı:
Tiraj:
Geri   İleri


   4947.    211- “İlmini az görmen, ilminin üstünlüğündendir. ” (c. 6, s. 41)

   4948.    212- “İlmi ihya eden kimse ölmemiştir. ” (c. 6, s. 60)

   4949.    213- “İlmi bilen ama ilme uymayan kimse ne çoktur. ” (c. 6, s. 64)

   4950.    214- “Münezzeh olan Allah cahilden ilim öğreneceğine dair söz almamıştır. Ama alimden ilim öğreneceğine dair söz almıştır. ” (c. 6, s. 94)

   4951.    215- “İlmi anlamayan kimse ilmi bağışlamaz ve hilim sahibi olmayan kimsenin hilmi fayda vermez. ” (c. 6, s. 95)

   4952.    216- “Belimi sadece iki kimse kırmıştır: Küstah alim ve cahil abid. O küstahlığı sebebiyle halkı hakkından nefret ettirir ve bu ise zahiri ibadetiyle batıl şeylerine davet eder. ” (c. 6, s. 98)

   4953.    217- “İlmin ölçüsü ilmi yaymaktır. ” (c. 6, s. 116)

   4954.    218- “İlmi meclisler ganimettir. ” (c. 6, s. 126)

   4955.    219- “İnsanın süsleyicisi ilmi ve hilmidir. ” (c. 6, s. 128)

   4956.    220- “Alimlerle tartışmak insana faydalarını ortaya çıkarır ve faziletlerini kazandırır. ” (c. 6, s. 132)

   4957.    221- “Alimin marifeti kendisiyle mükafatlandırılacağı dindir. İnsan (bu marifet sebebiyle) hayatında itaat ve vefatından sonra da güzel bir ün elde eder. ” (c. 6, s. 143)

   4958.    222- “Hilim ilim için güzel bir arkadaştır. ” (c. 6, s. 159)

   4959.    223- “İman ilim için güzel bir arkadaştır. ” (c. 6, s. 159)

   4960.    224- “İman ilim için güzel bir kılavuzdur. ” (c. 6, s. 164)

   4961.    225- “Mal haznedarları diri oldukları halde helak oldular, alimler ise gece ve gündüz baki kaldığı müddetçe bakidirler. Bedenleri gitmiş ama örnekleri/şekilleri kalplerinde mevcuttur. ” (c. 6, s. 199)

   4962.    226- “Kıyamet günü ateşin yakıtı malı hakkında fakirlere karşı cimri davranan zengin ve dinini dünyasına satan alimdir. ” (c. 6, s. 240)

   4963.    227- “İlmi ehli olmayan birinin yanına koyan kimse ilme zulmetmiştir. ” (c. 6, s. 241)

   4964.    228- “Öğrenmesini bilmeyen kimse (öğrenmekten) sakınmamalıdır. ” (c. 6, s. 277)

   4965.    229- “Her ne kadar hakir/küçük de olsa alimi küçümseme. ” (c. 6, s. 288)

   4966.    230- “İlim gibi bir stok yoktur. ” (c. 6, s. 350)

   4967.    231- “İlim gibi bir şeref yoktur. ” (c. 6, s. 353)

   4968.    232- “İlim gibi bir arkadaş yoktur. ” (c. 6, s. 355)

   4969.    233- “İlimden daha faydalı bir hazine yoktur. ” (c. 6, s. 380)

   4970.    234- “İlimden daha şerefli bir izzet yoktur. ” (c. 6, s. 383)

   4971.    235- “İlim sadece erbabından alınır. ” (c. 6, s. 386)

   4972.    236- “İlimsiz amelde hayır yoktur. ” (c. 6, s. 387)

   4973.    237- “İlim, beden rahatlığı ile elde edilemez. ” (c. 6, s. 387)

   4974.    238- “Dünya hileleri alimi değersiz kılamaz. ” (c. 6, s. 389)

   4975.    239- “İlimle birlikte olmaksızın amelde hayır yoktur. ” (c. 6, s. 391)

   4976.    240- “Alim insan cahil kimseden intikam almaz. ” (c. 6, s. 395)

   4977.    241- “İlmi olmayanın hidayeti olmaz. ” (c. 6, s. 403)

   4978.    242- “İlmin faziletinin ve bağışın yüceliğinin göstergesidir. ” (c. 6, s. 452)

   4979.    243- “Az bir ilim bir çok cehaleti ortadan kaldırır. ” (c. 6, s. 457)

   4980.    244- “Din stoktur. İlim ise kılavuzdur. ” (c. 1, s. 321)

   4981.    245- “Haberdar ol ki söyleyesin. ” (c. 2, s. 171)

   4982.    246- “Kalpler kilitlerdir. Anahtarları ise sorudur. ” (c. 1, s. 374)

   4983.    247- “Sor ki bilesin. ” (c. 2, s. 168)

   4984.    248- “Sorunca anlamak için sor; kusur bulmak için değil. Şüphesiz ilim öğrenen cahil alime ve yoldan sapmış alim ise cahile benzer. ” (c. 3, s. 180)

   4985.    249- “Bilmek zorunda olduğun ve bilmemek hususunda mazur görülmeyeceğin şeyi sor. ” (c. 4, s. 136)

   4986.    250- “Soran kimse bilir. ” (c. 5, s. 139)

   4987.    251- “Soran kimse istifade eder. ” (c. 5, s. 152)

   4988.    252- “İlim izzettir. ” (c. 1, s. 33)

   4989.    253- “İlim, hilmin yolcusudur. ” (c. 1, s. 211)

   4990.    254- “İlim amele muhtaçtır. ” (c. 6, s. 475)

 

230- İmamlar (a. s. )

 

   4991.    1- “İnsanların en şiddetli kör olanı bizim sevgimizden ve üstülüğümüzden kör olan, kendisine hiç bir günah işlemediğimiz halde bize düşmanlık eden kimsedir. Biz onu hakka başkaları ise onu fitneye ve dünyaya davet etmiştir. Onlar da dünyayı tercih etmiş ve bizlere düşmanlığa koyulmuşlardır. ” (c. 2, s. 461)

   4992.    2- “İnsanların en mutlusu üstünlüğümüzü bilen, Allah’a bizimle yakınlaşan, bizleri halis bir şekilde seven, bizim davet ettiğimiz şeylerle amel eden, sakındırdığımız şeylerden sakınandır. Böyle bir kimse bizdendir ve kalıcı yurtta da bizimle olacaktır. ” (c. 2, s. 461)

   4993.    3- “Güzelliklerin en güzeli bizim sevgimizdir. Kötülüklerin en kötüsü ise bizlere nefrettir. ” (c. 2, s. 480)

   4994.    4- “İnsanlardan bize en evla (yakın) olanı bizleri seven ve bizlere düşmanlık edene düşmanlık edendir. ” (c. 2, s. 483)

   4995.    5- “Şüphesiz işimiz (tanımamız) çok zor, müşkül, haşin ve serttir. Örtülü, gizli bir sırdır. Onu sadece mukarreb melek, mürsel nebi veya münezzeh olan Allah’ın kalbini imanla imtihan ettiği mümin yüklenebilir. ” (c. 2, s. 550)

   4996.    6- “Şüphesiz Allah-u Teala yeryüzüne teveccüh etti, bizleri seçti ve bizlere yardım eden, sevincimizle sevinen, hüznümüzle hüzünlenen, nefislerini ve mallarını bizim yolumuzda feda eden, taraftarlar seçti. O halde onlar bizdendir. Bize döneceklerdir ve cennette bizlerle olacaklardır. ” (c. 2, s. 549)

   4997.    7- “Şüphesiz işimiz (tanınmamız) zor ve müşküldür. Allah’ın kalbini imanla imtihan ettiği kul dışında hiç kimse onu yüklenemez. Emin göğüsler ve vakarlı akıllar dışında hiç kimse hadislerimizi ezberleyemez. ” (c. 2, s. 545)

   4998.    8- “Yalan atarak, bize isyan ederek ve münezzeh olan Allah’ın onları düşürdüğü halde bizi yükseltmesini, onları mahrum ettiği halde bizlere ihsanda bulunmasını, onları dışarı attığı halde bizleri içeri almasını kıskanarak, ilimde derinleşenlerin biz değil de kendileri olduğunu zannedenler nerededir?! Hidayeti dilemek ve körlüğü gidermek bizimledir, onlarla değil. ” (c. 2, s. 365)

   4999.    9- “Bilin ki biz Ehl-i Beyt (a. s) hikmetlerin kapıları, karanlıkların nurları ve ümmetlerin ışığıyız. ” (c. 2, s. 341)

   5000.    10- “Şüphesiz ki biz Ehl-i Beyt’ten olan tüm imamlar velayetini üstlendiği kimseleri bilir. Allah-u Teala’nın şu sözü de buna işaret etmektedir: “Şüphesiz sen uyarıcısın ve her kavmin bir hidayetçisi vardır. ”[4] (c. 3, s. 31)

   5001.    11- “Ben ve Ehl-i Beyt’im, gök ehlinin güvenliği olan yıldızlar gibi, yeryüzü ehlinin güvenliğiyiz. ” (c. 3, s. 41)

   5002.    12- “Al-i Muhammed (s. a. v) ile bu ümmetten hiç kimse kıyas edilemez. Onların nimetlerinden istifade eden kimselerle, kendileri asla eşit tutulamaz. ” (c. 6, s. 432)

   5003.    13- “Haktan ve hak ehlinden ayrılmayın. Şüphesiz biz Ehl-i Beyt’in yerine başkasını koyan kimse helak olur, dünya ve ahireti ortadan kalkar. ” (c. 6, s. 337)

   5004.    14- “Biz hakkın sütunlarını diktik ve batın ordularını hezimete uğrattık. ” (c. 6, s. 173)

   5005.    15- “Biz hakkın davetçileri, yaratıkların imamları, doğruluğun dilleriyiz. Bize itaat eden malik olur ve bize isyan eden kimse ise helak olur. ” (c. 6, s. 185)

   5006.    16- “Hitte kapısı biziz ve o esenlik kapısıdır. Ona giren esenliğe kavuşur ve kurtulur. Her kim de ondan geri kalırsa helak olur. ” (c. 6, s. 186)

   5007.    17- “Onlar (Ehl-i Beyt) İslam’ın sütunları ve koruyucu sığınaklardır. Onlar vesilesiyle hak kendisine tayin edilen yere döner ve batıl olduğu yerden sürülür ve dili kökten kesilir. Onlar dini anlama ve riayet etmekle iç içe düşünmüşlerdir; duymak ve rivayet etmekle değil. Onlar Resulullah’ın (s. a. v) sır yeri, emrinin desteği, ilminin sandığı hükmünün dönüş yeri, kitaplarının sığınağı ve dininin dağlarıdır. Onlar imanın yücelikleri, rahmanın hazineleridir. Konuşurlarsa doğru söylerler ve susarlarsa onları hiç kimse geçemez. Onlar iman hazineleri ve ihsan kaynaklarıdır. Hükmedecek olurlarsa adaletli olurlar, delil getirirlerse hasmına galip gelirler. Onlar dinin esası, yakinin sütunudur. Aşırı giden onlara döner ve geri kalan onlara katılır. Onlar karanlıkların kandilleri, hikmetin kaynakları, ilmin madenleri ve hilmin yerleridir. Onlar hilmin hayatı ve cehaletin ölümüdür. Hilimleri sizlere ilimlerini ve susmaları sizlere konuşmalarını haber verir. Onlar hakka muhalefet etmezler. Onlar hakta ihtilafa düşmezler. Hak onlar arasında susan bir konuşmacı ve doğru söyleyen bir tanıktır. ” (c. 6, s. 215-219)

   5008.    18- “Biz nübüvvet ağacı, risalet üssü, meleklerin gidip geldiği yer, hikmet kaynakları, ilim madenleriyiz. Bizlere yardım eden ve bizleri sevenler rahmet beklerler, düşmanlarımız ve bizden nefret edenler ise kahır ve gazap beklerler. ” (c. 6, s. 187)

   5009.    19- “Bizler, iç giysiler, (yani Resulullah’ın yakınları) ashab, ev hizmetçileri ve kapılarıyız. Evlere sadece kapılarından girilir. Evlere kapılarından girmeyenler, cezasını görecek olan hırsızlardır. ” (c. 6, s. 189)

   5010.    20- “Bizler, Allah’ın kulları üstündeki eminleri ve beldelerinde hakkı ikame edenleriz. Dostlar bizimle kurtuluşa erer ve düşmanlar bizimle helak olur. ” (c. 6, s. 187)

   5011.    21- “Geride kalanın katıldığı ve aşırı gidenin geri döndüğü orta yastık (herkesin dayanağı) biziz. ” (c. 6, s. 186)

   5012.    22- “Bizleri seven kimse mihnetlere katlanmak için bir zırh giyinmelidir. ” (c. 5, s. 427)

   5013.    23- “İmamına itaat eden şüphesiz rabbine itaat etmiştir. ” (c. 5, s. 352)

   5014.    24- “Bizim nefretimiz münezzeh olan Allah’ın öfkesinden bir dalgadır. ” (c. 5, s. 32)

   5015.    25- “Bizleri kalbiyle seven, bizlere diliyle yardım eden, ama bizimle birlikte eliyle savaşmayan kimse bizimle birlikte cennettedir. Ama bizim makamımızın altındadır. ” (c. 5, s. 237)

   5016.    26- “Bizim insanlar üzerinde itaat ve velayet hakkımız vardır. Onların da (bu takdirde) münezzeh olan Allah üzerinde güzel mükafat hakkı vardır. ” (c. 5, s. 129)

   5017.    27- “Eğer verilirse bizim bir hakkımız vardır, aksi takdirde gece yol alma her ne kadar uzun sürse de devenin arkasına bineriz (hakkımızı almaya çalışırız). ” (c. 5, s. 127)

   5018.    28- “Bizim gemimizden başkasına binen boğulur. ” (c. 5, s. 184)

   5019.    29- “Emrimize itaat eden öne geçer. ” (c. 5, s. 184)

   5020.    30- “Bizden geride kalan yok olur. ” (c. 5, s. 184)

   5021.    31- “Bize sarılan, bize katılır. ” (c. 5, s. 184)

   5022.    32- “Velayetini üstlendiği kimseyi, İslam ve imamın hududunu bilmek İmamın görevidir. ” (c. 4, s. 318)

   5023.    33- “İmamlarınıza itaat görevinizdir. Şüphesiz onlar bu gün sizlere şahit, yarın ise Allah nezdinde şefaatçidirler. ” (c. 4, s. 309)

   5024.    34- “Peygamberinizin Ehl-i Beytini sevmelisiniz. Şüphesiz bu Allah’ın üzerinizdeki bir hakkıdır ve sizlere de Allah nezdinde bir hakkınızın olmasına neden olur. Allah-u Teala’nın şu ayetini görmüyor musunuz: “De ki: Buna karşılık yakınlara sevgi dışında hiçbir ücret istemiyorum. (c. 4, s. 307)

   5025.    35- “Onlar imanın esirleridir. Hiçbir sapıklık ve eğrilik onları bu esaretten kurtaramaz. ” (c. 6, s. 193)

   5026.    36- “Yolumuz orta yol ve sünnetimiz rüşddür. ” (c. 4, s. 254)

   5027.    37- “Fitne dalgalarını kurtuluş gemileri ile yarın. ” (c. 4, s. 187)

   5028.    38- “Allah bizimle açmış, bizimle başlamış, bizimle sona erdirmiş ve istediğini bizimle yok etmiş ve bizimle ispat etmiştir. Allah ısırıcı zamanı bizimle defetmiş ve yağmuru bizimle indirmiştir. ” (c. 3, s. 271-272)

   5029.    39- “Karanlıklarda bizimle hidayete erdiniz ve yüceliklere bizim yardımımızla eriştiniz. Bizim vesilemizle yaranlık geceden çıktınız. ” (c. 3, s. 271)

   5030.    40- “Şüphesiz imamlar Allah’ın yaratıkları üzerindeki yöneticileri ve kulları üzerindeki arifleridir. Sadece onları tanıyan ve onların de kendisini tanıdığı kimseler cennete girer. Cehenneme de onları inkar eden ve onların da kendisini inkar ettiği kimse girer. ” (c. 3, s. 94)

   5031.    41- “İmamet ümmetin düzenidir. ” (c. 1, s. 274)

   5032.    42- “İmam iyi düşünen bir kalbe, konuşan bir dile ve hakkı uygulamak için cesur olan bir yüreğe muhtaçtır. ”(c. 6, s. 472)

   5033.    43- “Dünya süt veren devenin yavrusuna davrandığı gibi, inatçılıktan sonra bizlere yumuşak davranacaktır. ” (c. 5, s. 43)

   5034.    44- “Biz sözün emirleriyiz. Kök ve damarları bizde güçlenmiş ve dalları bizi gölgelendirmiştir. ” (c. 2, s. 336)

   5035.    45- “Ne kadar acayip! Şu fırkaların hatadan ötürü dinlerine delil saydıkları şeylerde ihtilaflı oluşlarına nasıl şaşmam ki hiç bir peygamberin izini takip etmiyor, hiç bir vasinin yaptıkla­rına uymuyor, hiç bir gaybe iman etmiyor ve hiç bir ayıptan sakınmıyorlar. Şüpheli şeyleri işlerler, şehvetler peşinde koşarlar. Maruf (zanlarınca) kendilerinin iyi bildikleri işlerdir, münker de (zanlarınca) kendilerinin inkar ettikleri şeylerdir. Gizli ve anlaşılması zor şeylerde kendi reylerine daya­nırlar, güç ve ağır işlerde kendilerine sığınırlar. Onlar­dan her bir kimse, sanki kendisinin imamıdır. Kendince güvenilir gördüğü şeylere yapışmış, sağlam sebeplere bağ­lanmıştır. ” (c. 4, s. 445)

 

231- İman

 

   5036.    1- “İman sönmeyen bir ateştir. ” (c. 1, s. 235)

   5037.    2- “Kurtuluş iman iledir. ” (c. 1, s. 224)

   5038.    3- “İman en yüce hedeftir. ” (c. 1, s. 213)

   5039.    4- “İman galip bir şefaatçidir. ” (c. 1, s. 148)

   5040.    5- “İman içi aşikar olan bir yoldur. (veya güvenirliğe liyakati açıktır)” (c. 1, s. 125)

   5041.    6- “İnsan imanıyladır. ” (c. 1, s. 62)

   5042.    7- “İman güvenliktir. ” (c. 1, s. 26)

   5043.    8- “İman iki emanetin en üstünüdür. ” (c. 2, s. 24)

   5044.    9- “İman dil ile söylemek ve organlarıyla amel etmektir. ” (c. 2, s. 40)

   5045.    10- “İman, kökü yakin, dalları sakınma, nuru haya ve meyvesi cömertlik olan bir daldır. ” (c. 2, s. 47)

   5046.    11- “Allah’a iman ettiysen dönüşün güvenliktir. ” (c. 3, s. 17)

   5047.    12- “İman ile kurtuluşa erişilir. ” (c. 3, s. 203)

   5048.    13- “İman ile salih amellere kılavuzluk edilir. ” (c. 3, s. 204)

   5049.    14- “İmanın meyvesi Allah nezdinde kurtuluşa ermektir. ” (c. 3, s. 322)

   5050.    15- “İmanın meyvesi ebedi yurda rağbet etmektir. ” (c. 3, s. 334)

   5051.    16- “Şu üç şey kimse olursa imanı kemale erer: Hoşlukta olduğunda hoşnutluğu kendisini batıla sürüklemeyen, kızdığında kızgınlığı kendisini haktan uzaklaştırmayan ve güçlü olduğunda kendisinin olmayan bir şeyi olmayan kimse. ” (c. 3, s. 338)

   5052.    17- “Üç şey kimse olursa imanını kemale erdirmiştir: Gazap ve hoşnutluk anında adil olmak, fakirlik ve zenginlik halinde ölçülü olmak, korku ve ümit halinde itidalli olmak. ” (c. 3, s. 340)

   5053.    18- “Üç şey imanın hazinelerindendir: Musibet, sadaka ve hastalığı gizlemek. ” (c. 3, s. 340)

   5054.    19- “İmanın süsü, batın temizliği ve görünürde güzel amellerde bulunmaktır. ” (c. 4, s. 117)

   5055.    20- “Müminin şerefi imanı ve izzeti itaatidir. ” (c. 4, s. 180)

   5056.    21- “İmanın doğruluğu ve güzel ihsanda bulunmak en üstün hazinedir. ” (c. 4, s. 199)

   5057.    22- “İman vardır kalplerde sabit ve kalıcıdır. İman vardır ve kalp ve göğüsler arasında eğretidir. ” (c. 4, s. 433)

   5058.    23- “Kalbine iman ve takva elbisesini giydirene ölüm ne kadar da faydalıdır. ” (c. 6, s. 91)

   5059.    24- “İman ve ihsandan daha çok güvenlik hasıl eden bir şey yoktur. ” (c. 6, s. 112)

   5060.    25- “İmanı doğru olan kimse kurtuluşa ermiş ve teslimiyeti güzel olan kimse hidayete ermiştir. ” (c. 6, s. 184)

   5061.    26- “İmandan daha kurtarıcı bir vesile yoktur. ” (c. 6, s. 384)

   5062.    27- “İmandan daha yüce bir şeref yoktur. ” (c. 6, s. 379)

   5063.    28- “İmanın şartlarını yerine getirenden başkası kurtuluşa ermez. ” (c. 6, s. 398)

   5064.    29- “İmanı gösteren şey çok sakınmak, şehvetine sahip olmak ve isteklerine galebe çalmaktır. ” (c. 6, s. 451)

   5065.    30- “İnsan Allah’a iman ve güzel ihsan gibi bir şey biriktirmemiştir. ” (c. 6, s. 422)

   5066.    31- “İnsanın imanının göstergesi teslim olmak ve itaat etmektir. ” (c. 6, s. 448)

   5067.    32- “İmanı olmayanın kurtuluşu da olmaz. ” (c. 6, s. 402)

   5068.    33- “İnsan elinde olan şeyden çok münezzeh olan Allah’ın elinde olana güvenmezse imanı doğru olmaz. ” (c. 6, s. 417)

   5069.    34- “İman ve amel ikiz kardeşler ve ayrılmayan iki arkadaştır. Allah biri olmaksızın diğerini kabul etmez. ” (c. 2, s. 136)

   5070.    35- “İmanın kökü Allah’ın emrine güzel teslimiyettir. ” (c. 2, s. 416)

   5071.    36- “Şüphesiz imanın yeri kalpler ve yolu ise kulaklardır. ” (c. 2, s. 511)

   5072.    37- “Münezzeh olan Allah’a insanlardan en yakın olanı imanı ve güzel olanıdır. ” (c. 2, s. 536)

   5073.    38- “İmanı elde etmek, haktan ayrılmamak ve insanların hayrını dilemekle mümkündür. ” (c. 4, s. 625)

   5074.    39- “İmanı olmayanın emaneti de olmaz. ” (c. 5, s. 364)

   5075.    40- “İslam imana muhtaçtır. ” (c. 6, s. 475)

   5076.    41- “İman ise yakine muhtaçtır. ” (c. 6, s. 475)

   5077.    42- “İman ihlasa muhtaçtır. ” (c. 6, s. 475)

   5078.    43- “Münezzeh olan Allah’ı tasdik eden kurtuluşa erer. ” (c. 5, s. 439)

 

232- İmdada Yetişmek

 

   5079.    1- “En yüce iyilik çaresiz insanın imdadına yetişmektir. ” (c. 2, s. 391)

   5080.    2- “Çaresizin imdadına yetişmek, Allah’ın azabı karşısında senin için bir kale olur. ” (c. 3, s. 231)

   5081.    3- “Büyük günahların kefaretlerinden biri çaresiz insanın imdadına yetişmektir. ” (c. 6, s. 29)

   5082.    4- “En yüce iyiliklerden biri çaresizin imdadına yetişmektir. ” (c. 6, s. 33)

   5083.    5- “çaresizin imdadına yetişmek gibi bir şeyle sevap elde edilmez. ” (c. 6, s. 59)

 

233- İmtihan

 

   5084.    1- “Bela genişliğin ardındadır. ” (c. 1, s. 154)

   5085.    2- “Şüphesiz büyük ecir, büyük bela ile birliktedir. Dolayısıyla Allah bir topluluğu severse onları belaya düçar kılar. ” (c. 2, s. 527)

   5086.    3- “Münezzeh olan Allah’ı birbiri ardınca sana bela indirdiğini görecek olursan bil ki seni uyandırmaktadır. ” (c. 3, s. 132)

   5087.    4- “Rabbinin sana sürekli bela indirdiğini görürsen O’na şükret. ” (c. 3, s. 142)

   5088.    5- “İnsanın belası imanı ve dini ölçüsüncedir. ” (c. 3, s. 262)

   5089.    6- “Üç şey büyük beladandır: Kalabalık aile, borçların galebe çalması ve hastalığın sürmesi. ” (c. 3, s. 341)

   5090.    7- “Nice kimseler bela sebebiyle insanların kendisine acıdığı biri olmuştur. Oysa o bela kendisinin ilacıdır. ” (c. 4, s. 67)

   5091.    8- “Nice bela ehline bela bir ihsandır. ” (c. 4, s. 68)

   5092.    9- “Belanın acısı nimet ölçüsüncedir. ” (c. 4, s. 313)

   5093.    10- “İnsan bela sayesinde sabrın faziletini elde eder. ” (c. 4, s. 399)

   5094.    11- “Bazen bela aniden gelir. ” (c. 4, s. 461)

   5095.    12- “Ateş dışında her bela afiyettir. ” (c. 4, s. 542)

   5096.    13- “Belalar karşısında sevinçli ve zorluklarda mutlu ol. ” (c. 4, s. 602)

   5097.    14- “Nice insana bela verilmekle ihsan olunmuştur. ” (c. 4, s. 522)

   5098.    15- “İnsanlar için fitne dileyen kimse beladan güvende olmaz. ” (c. 5, s. 217)

   5099.    16- “Güvenlik ve huzur halinde beladan güvende olma. ” (c. 6, s. 265)

   5100.    17- “Müminin imanı rahatlığı fitne ve belayı nimet görmedikçe belaya ermez. ” (c. 6, s. 408)



Geri   İleri
Go to TOP