A+
A
A-
İçindekiler Əsas səhifə nur-az.com
Kitabın Adı: Gurer-ul Hikem - 1
Yazar: Ebulfetih Abdulvahid Amidi
Yayın Evi:
Basım Tarihi:
Sayfa Sayısı:
Baskı Sayısı:
Tiraj:
Geri   İleri


     262. 39- “Her kim bağış ve af ile iyilik etmezse, intikam ile kötülük eder. ” (c. 5, s. 407)

     263. 40- “Sana yapılan kötülükleri affetmen de yüceliktendir. ” (c. 6, s. 39)

     264. 41- “Güçlü olduğu halde affetmek ne de güzeldir. ” (c. 6, s. 68)

     265. 42- “Kınayan kimse günahı affetmiş sayılmaz. ” (c. 6, s. 72)

     266. 43- “Affetmekten pişman olma ve cezalandırmaktan mutluluk duyma. ” (c. 6, s. 299)

     267. 44- “Görmezlikten gelmek kadar hilim (sabırlılık) yoktur. ” (c. 6, s. 352)

     268. 45- “Güçlü insanın affından daha güzel bir şey yoktur. ” (c. 6, s. 392)

     269. 46- “Kötü insan, aftan daha üstün bir şeyle karşılık görmemiştir. ” (c. 6, s. 427)

 

11- Ağlamak

 

     270. 1- “Ağlamak, şefkat sahiplerinin karakteridir. ” (c. 1, s. 176)

     271. 2- “Allah’tan uzak düşme endişesiyle Allah korkusundan ağlamak ariflerin ibadetidir. ” (c. 2, s. 49)

     272. 3- “Allah’ın haşyetinden ağlamak kalbi nurlandırır ve günaha dönüş yapmaktan korur. ” (c. 2, s. 111)

     273. 4- “Allah’ın haşyetinden ağlamak rahmet anahtarıdır. ” (c. 2, s. 121)

     274. 5- “Allah’ın haşyetinden ağlamak günahı siler. ” (c. 3, s. 240)

     275. 6- “Kulun, Allah’ın haşyetinden ağlaması günahları siler. ” (c. 3, s. 262)

 

12- Ahiret

 

     276. 1- “Ahiret saadete ermişlerin kurtuluşudur. ” (c. 1, s. 183)

     277. 2- “Ahiretini ıslah etmekle meşgul olmak seni ahiret azabından kurtarır. ” (c. 1, s. 385)

     278. 3- “Kar etmiş kimse hazır dünyayı gelecek ahiretine satan kimsedir. ” (c. 1, s. 386)

     279. 4- “Mal ve çocuklar dünya hayatının süsüdür. Salih amel ise ahiret ekinidir. ” (c. 2, s. 62)

     280. 5- “Dünyanın durumu rastlantılara bağlıdır. Ahiretin durumu ise liyakatler esasıncadır. ” (c. 2, s. 116)

     281. 6- “Uzak görüşlü, dünya gurur kendisini ahiret amelinden meşgul etmemiş kimsedir. ” (c. 2, s. 104)

     282. 7- “Ahiret sizin karar kılacağınız bir yurttur. O halde oraya sizler için baki kalacak şeyler hazırlayın. ” (c. 2, s. 121)

     283. 8- “Himmet ve çabanı ahiretine özgü kıl. ” (c. 2, s. 179)

     284. 9- “Himmetini ahiretine özgü kıl ki ıslah olasın. ” (c. 2, s. 183)

     285. 10- “Çabanı ahiretine özgü kıl ki varacağın yerin ıslah olsun. Ahiretini dünyana satma. ” (c. 2, s. 212)

     286. 11- “Himmetini ahiretine özgü kıl, hüznünü nefsine ayır. Nice hüzünlü insan vardır ki hüznü onu ebedi sevince boğar. Nice hüzünlü kimse emeline ulaşır. ” (c. 2, s. 230)

     287. 12- “İhtiyaçlarınızın olmadığı her işten yüz çevirin. Nefislerinizi ahiret işlerinden sizlere gerekli olan şeylerle meşgul edin. ” (c. 2, s. 263)

     288. 13- “Amellerin soruşturulduğu, yeryüzü sarsıntısının çok olduğu ve çocukların yaşlandığı günden sakının. ” (c. 2, s. 285)

     289. 14- “Sakın karar kılınacak yurt ve temiz, seçkin, dost ve iyi insanların yeri hususunda (gaflete düşüp) aldanmayın. Öyle yer ki Kur’an niteliğini ifade etmiş, ehlini övmüştür. Münezzeh olan Allah sana orayı göstermiş ve seni ona davet etmiştir. ” (c. 2, s. 320)

     290. 15- “Göç etmesi yaklaşmadan önce ahireti için azık olan kimse yok mu?” (c. 2, s. 329)

     291. 16- “Ahirette insanların en zengini dünyada en fakir olanlarıdır. ” (c. 2, s. 442)

     292. 17- “İnsanlardan ahiret hususunda en çok nasiplenen kimse dünyadan en az nasiplenendir. ” (c. 2, s. 442)

     293. 18- “Ahireti ifsad etmek mutsuzluğun nişanesidir. ” (c. 2, s. 491)

     294. 19- “Şüphesiz bugün amel günüdür; hesap değil! Yarın da hesap günüdür, amel değil. ” (c. 2, s. 503)

     295. 20- “Şüphesiz önceden gönderdiğin hayır kendin için biriktirdiğindir. Geriye bıraktığın şeylerin hayrı ise senden başkasınadır. ” (c. 2, s. 526)

     296. 21- “Şüphesiz dünya sizlere kendi sünneti üzere davranır. Siz ve ahiret (birbirinize) sadece bir bağ ile bağılısınız. ” (c. 2, s. 532)

     297. 22- “Şüphesiz önünde mesafesi uzak, meşakkati şiddetli bir yol vardır. Onu güzel istemek ve seni (hedefine) ulaştıracak kadar azık almak zorundasın. ” (c. 2, s. 536)

     298. 23- “Şüphesiz önünde geçilmesi zor bir yol vardır. Burada yükü hafif olanın hali ağır olandan, yavaş gidenin hali, hızlı gidenden daha iyidir. Şüphesiz ya cennete ya da ateşe gireceksin. ” (c. 2, s. 586)

     299. 24- “Şüphesiz sonunda kıyamet kopacaktır. Aklı olana bu öğüt verici, cahile ise ibret vesilesidir. Ardından kıyamet korkusu, korkutucu dehşetler, kulakların sağır oluşu, kemiklerin birbirine karışması, kabirlerin darlığı ve hüzünlerin şiddeti gibi bildiğiniz şeyler olacaktır. ” (c. 2, s. 600)

     300. 25- “Şüphesiz dünya ve ahiret iki farklı düşman ve iki ayrı yoldur. Her kim dünyayı sever ve onu dost edinirse ahiretten nefret eder ve ona düşmanlık eder. Bu ikisi (dünya ve ahiret) doğu ve batı gibidir. İnsan da bu ikisi arasında yürümektedir. Her ne zaman birine yaklaşırsa diğerinden uzaklaşır. Aynı zamanda onlar (dünya ve ahiret) iki kuma gibidir (ikisi bir araya gelmez. )” (c. 2, s. 656)

     301. 26- “Eğer kurtuluşa ve ahiretin yüceliğine rağbetiniz varsa bu fani diyarda beka yurdu için azık alın. ” (c. 3, s. 22)

     302. 27- “Şüphesiz sen öncekilerin olduğu yoldasın. O halde ahiretin için ciddiyetle çalış ve dünya işine fazla koyulma. ” (c. 3, s. 49)

     303. 28- “Şüphesiz sen ahiret için yaratılmışsın. O halde ahiret için amel et. ” (c. 3, s. 57)

     304. 29- “Şüphesiz ahiret için amel edersen okun hedefe varır. (işinde başarılı olursun. ” (c. 3, s. 58)

     305. 30- “Şüphesiz sizler ahirete doğru gidecek ve Allah’ın huzuruna varacaksınız. ” (c. 3, s. 59)

     306. 31- “En hayırlı hazırlık, kendisiyle ahiretinin ıslah olacağı hazırlıktır. ” (c. 3, s. 431)

     307. 32- “Ahiret tatlılığı dünya mutsuzluğunun derdini ortadan kaldırır. ” (c. 3, s. 398)

     308. 33- “Beka yurdu doğruların mahalli, iyilerin ve salihlerin vatanıdır. ” (c. 4, s. 15)

     309. 34- “Dünyayı terk ederek ahireti ele geçirin. Dini terk ederek dünyayı elde etmeyin. ” (c. 3, s. 407)

     310. 35- “Ahireti hatırlamak, deva ve şifadır. ” (c. 4, s. 30)

     311. 36- “Akıl ve zeka sahiplerinin ahlakı beka yurduna yönelmek, fena yurdundan yüz çevirmek ve me’va cennetine aşık olmaktır. ” (c. 4, s. 192)

     312. 37- “Ahireti hatırlayıp güzel iş yapana ne mutlu!” (c. 4, s. 248)

     313. 38- “Dünya ve ahireti bir araya toplama isteği nefsin hilesindendir. ” (c. 4, s. 251)

     314. 39- “Ahireti taleb eden arzusuna ulaşır ve dünyadan da takdir edilen kendisine çatar. ” (c. 4, s. 255)

     315. 40- “Ahiretini ıslah etmek için büyük bir çaba ve gayret göster. ” (c. 4, s. 295)

     316. 41- “Dünyada vücuda geldiği gördüğü halde ahirette dirileceğini inkar eden kimseye şaşarım. ” (c. 4, s. 336)

     317. 42- “Zeki insanın azim ve iradesi, ahiretini ıslah etmeye ve azığını arttırmaya yöneliktir. ” (c. 4, s. 365)

     318. 43- “Ahiretin nihayeti bekadır. ” (c. 4, s. 370)

     319. 44- “Ahirette hesap vardır, amel yoktur. ” (c. 4, s. 403)

     320. 45- “(Mallarınızın) bazısını önceden gönderin ki lehinize olsun. Hepsini geride bırakmayın ki aleyhinize olur. ” (c. 4, s. 514)

     321. 46- “Ahiret işlerinden her şeyin görülmesi duyulmasından daha büyüktür. ” (c. 4, s. 541)

     322. 47- “Ahiret evlatlarından olun, dünya evlatlarından olmayın. Şüphesiz her çocuk kıyamet günü annesine katılacaktır. ” (c. 4, s. 617)

     323. 48- “Bedeninle dünyada ol, kalbin ve amelinle ahirette ol. ” (c. 4, s. 606)

     324. 49- “Ahiret için amel eden doğu yola erişmiş olur. ” (c. 5, s. 215)

     325. 50- “Ahiretini bayındır kılan arzusuna ulaşır. ” (c. 5, s. 277)

     326. 51- “Ahiretini dünyasıyla alan kimse her ikisinden de faydalanır. ” (c. 5, s. 257)

     327. 52- “Ahiretini dünyaya satan kimse her ikisinden de hüsrana uğrar. ” (c. 5, s. 257)

     328. 53- “İkamet yurdunu bayındır kılan kimse akıllıdır. ” (c. 5, s. 269)

     329. 54- “Ahirete yakin eden dünyadan yüz çevirir. ” (c. 5, s. 291)

     330. 55- “Ahiretini ıslah eden doğru yola ulaşır. ” (c. 5, s. 281)

     331. 56- “Ahirete yakin eden, dünya hakkında hırsa kapılmaz. ” (c. 5, s. 260)

     332. 57- “Ahireti hususunda hırsa kapılan, ona sahip olur. ” (c. 5, s. 294)

     333. 58- “Ahiretten olan her şey ebedi ve bakidir. ” (c. 5, s. 17)

     334. 59- “Ahiretin yerini hiçbir şey tutmaz ve dünya canın pahası değildir. ” (c. 5, s. 85)

     335. 60- “Ahiretini ıslah etmeye çalışmayan kimse mümin değildir. ” (c. 5, s. 92)

     336. 61- “Ahiret nimetlerine rağbet eden kimse dünyadan az bir şeye kanaat eder. ” (c. 5, s. 309)

     337. 62- “Ahireti dünya ile değiştiren kimseden daha zararlı kim vardır. ” (c. 5, s. 309)

     338. 63- “Tüm himmeti ahireti için olan kimse arzusuna ulaşmıştır. ” (c. 5, s. 310)

     339. 64- “İkamet yurdu için çaba gösteren kimsenin ameli halis olur ve korkusunu çoğalır. ” (c. 5, s. 329)

     340. 65- “Ahirete yakin eden kimse dünyadan kopar. ” (c. 5, s. 342)

     341. 66- “Ahireti çok zikredenin günahı azalır. ” (c. 5, s. 365)

     342. 67- “Seni baki yurda çağıran ve onun için amel etmen hususunda sana yardımcı olan kimse şefkatli dostundur. ” (c. 5, s. 366)

     343. 68- “Ahiret içini ıslah eden kimsenin, Allah da dünya işini ıslah eder. ” (c. 5, s. 383)

     344. 69- “Tüm himmeti ahiret için olan kimse hayırdan arzularının nihayetine erişmiştir. ” (c. 5, s. 393)

     345. 70- “Ahireti için amel etmeyen kimse arzusuna ulaşamaz. ” (c. 5, s. 416)

     346. 71- “Dünyanın acılığı ahiretin tatlılığıdır. ” (c. 6, s. 130)

     347. 72- “Dünyada çoğalan şey, ahirette azalır. ” (c. 6, s. 85)

     348. 73- “Ahirette bir nasibi olmayandan daha hüsrana uğramış kim vardır?” (c. 6, s. 86)

     349. 74- “Dünyadan az bir nasibine ulaşan aldatılmış kimse, ahiretten en yüce himmetine (hedefine) ulaşmış kimse gibi değildir. ” (c. 6, s. 106)

     350. 75- “Beka yurdu için amel eden arzusuna ulaşmıştır. ” (c. 6, s. 169)

     351. 76- “Müminin hüznü ahireti içindir ve tüm çabası dönüş yurdu içindir. ” (c. 6, s. 209)

     352. 77- “Ahireti dünyaya satmayın ve faniyi baki olanla değiştirmeyin. ” (c. 6, s. 303)

     353. 78- “Hiçbir iş seni ahiret amelinden alı koymasın. Şüphesiz zaman çok kısadır. ” (c. 6, s. 289)

     354. 79- “Ahiret ameli ile dünyayı, aramaya koyulma. Hazır ve geçici dünyayı kalıcı ahirete karşı tercih etme. Şüphesiz bu münafıkların ahlakı ve dinden çıkanların huyudur. ” (c. 6, s. 333)

     355. 80- “Dünya ve ahiret bir araya toplanmaz. ” (c. 6, s. 370)

     356. 81- “Fena ve beka bir araya toplanmaz. ” (c. 6, s. 370)

     357. 82- “Hiç kimse dünyadan istediğini terk etmedikçe ahiretten istediğine ulaşamaz. ” (c. 6, s. 411)

     358. 83- “Akıllı insana ahireti için önceden bir şeyler göndermesi ve ikamet yurdunu bayındır kılması yakışır. ” (c. 6, s. 442)

     359. 84- “İnsanlar ahiretini ıslah etmek için dünyadan bir şeylerini terk edince Allah da kendilerine buna karşılık daha hayırlısını verir. ” (c. 6, s. 413)

     360. 85- “Fena yurdunu tanıyan kimseye, beka yurdu için amel etmesi yakışır. ” (c. 6, s. 441)

     361. 86- “Ahiretin bekasına ve devamına yakini olan kimseye, onun için amel etmesi yakışır. ” (c. 6, s. 442)

     362. 87- “Şüphesiz sonlar önümüzdedir ve şüphesiz kıyamet de arkamızdadır, sizleri ileriye sürmektedir. ” (c. 2, s. 527)

     363. 88- “Ahirete bağlan ki dünya hor bir halde sana gelsin. ” (c. 4, s. 284)

     364. 89- “Müminin hedefi ahireti ıslah etmektir. ” (c. 4, s. 387)

     365. 90- “Doğru yolunu bulmada başarılı olan kimse, ahireti için azık alır. ” (c. 5, s. 218)

     366. 91- “Ahirete yakini olan azığını arttırır. ” (c. 5, s. 281)

     367. 92- “Fesadın kendisini sevindirdiği kimseyi ahiret kötü kılar. ” (c. 5, s. 281)

     368. 93- “Şüphesiz insan önceden gönderdiği şeyleri görür ve geride bıraktıklarına pişman olur. ” (c. 2, s. 527)

     369. 94- “Eğer sizler gerçekten nimetlere erişmek istiyorsanız, canlarınızı mutsuzluk diyarından kurtarın. ” (c. 3, s. 22)

     370. 95- “Şüphesiz sizler önceden görmediklerinizle karşılık görürsünüz ve önceden yaptığınız işlerin rehinisiniz. ” (c. 3, s. 60)

     371. 96- “Çaba ve gayretini, sorgu ve hesap günü için cevap hazırlamaya ayır. ” (c. 2, s. 223)

     372. 97- “Gözlerinizi uyanık tutun, karınlarınızı zayıflatın ve bedenlerinizi tutun ki onu canlarınıza bağışlayasınız. (yani bedeninizi zayıflatın ki ruhunuz güçlensin. ” (c. 2, s. 243)

     373. 98- “Amel defterleriniz açıkken, tövbe yayılmışken, sırt çeviren çağrılırken, günah işleyen ümit edilirken ve henüz amel sönmeden, mühlet kesilmeden, müddet bitmeden ve tövbe kapısı kapanmadan amel edin. ” (c. 2, s. 268)

     374. 99- “Allah’ın takva sahiplerine vaat ettiklerine rağbet edin. Şüphesiz en doğru vade, Allah’ın vadesidir. ” (c. 2, s. 247)

     375. 100- “Vaadinin doğruluğu gerçekleşsin ve ahiretin korkunçluğundan sakınılsın diye Allah’ın sizlere hazırladığı şeylere Allah katında hak kazanın. ” (c. 2, s. 248)

     376. 101- “Rehinleri kapanmadan (amellerinizin rehini olduğu kötülükleriniz bu dünyadan intikal etmeden) önce boyunlarınızı kurtarmaya çalışın. ” (c. 2, s. 249)

     377. 102- “Varacağın gün gelmeden kendine bir yer seç ve oraya varmadan önce kendine bir yer hazırla. ” (c. 2, s. 201)

     378. 103- “Gayret et, gayret et ey duyucu kimse! Çaba göster, çaba göster ey gafil! Bilen kimse gibi hiç kimse seni haberdar edemez. ” (c. 2, s. 279)

     379. 104- “Hey! Zor günü çatmadan kendisi için amel eden yok mudur?” (c. 2, s. 329)

     380. 105- “Bilin ki şüphesiz sizlere göç emri verilmiş ve azık almaya kılavuzluk edilmişsiniz. Bu dünyadan yarın onunla kendinizi koruyacağınız şeyleri azık alın. ” (c. 2, s. 339)

     381. 106- “Bilin de amel edin ey Allah’ın kulları! Henüz ölüm ipleri boğazınıza geçmemiş ve ruhlarınız doğru yolu bulmada özgürdür. Bedenleriniz rahattır ve henüz vaktiniz vardır. Henüz vahşet, korku ve yokluğun şiddetli darlığına düşmeden, sizleri bekleyen ölüm gelip çatmadan ve muktedir güçlü bir el sizi tutmadan karar alma ve günahtan dönme imkanınız var. ” (c. 2, s. 348)

     382. 107- “Şüphesiz kalıcı ve güzel şeyleri elde etmek için çalışan kimse ona ulaşır ve dönüşümde mutluluğa erer. ” (c. 2, s. 537)

     383. 108- “Şüphesiz sizin için bir son vardır. O halde sonunuza ulaşınız. Şüphesiz size bir kılavuz vardır. O halde kılavuzunuza erişiniz. ” (c. 2, s. 528)

     384. 109- “Sapıklık karanlıkları sizleri nerede şaşkınlığa düşürüyor ve yalanlar sizi kandırıyor. ” (c. 2, s. 362)

     385. 110- “Şüphesiz sizler ahirette sizinle birlikte olacak şeylere önem vermeye, dünyada sizinle birlikte olan şeylere önem vermekten daha çok muhtaçsınız. ” (c. 3, s. 62)

     386. 111- “Şüphesiz sizler beka yurdunu imar etmeye, fena yurdunu imar etmekten daha çok muhtaçsınız. ” (c. 3, s. 63)

     387. 112- “Şüphesiz sizler ahiret için yaratıldınız, dünya için değil; beka için yaratıldınız, fena için değil. ” (c. 3, s. 66)

     388. 113- “Şüphesiz sizler Allah’a rağbet ederseniz ganimet elde eder ve kurtuluşa erersiniz ve eğer dünyaya rağbet ederseniz hüsrana uğrar ve helak olursunuz. ” (c. 3, s. 68)

     389. 114- “Şüphesiz sizler beka için yaratıldınız, fena için değil. Şüphesiz sizler emanet bir evde ve azık alıp göçeceğiniz bir konaktasınız. ” (c. 3, s. 75)

     390. 115- “Şüphesiz insan yaptıklarının karşılığını görür ve önceden gönderdiği şeylere kavuşur. ” (c. 3, s. 85)

     391. 116- “Şüphesiz bütün bu genişlik ve uzunluğuna rağmen yeryüzünden her birinizin nasibi, yanağı üzerine toprağa düştüğü boyu (gömüldüğü yer) kadardır. ” (c. 3, s. 86)

     392. 117- “Yükünüz hafif olsun! Şüphesiz sonuç önünüzdedir ve kıyamet arkanızdan sizleri öne sürmektedir. ” (c. 3, s. 291)

     393. 118- “Şüphesiz dünya geçici, ahiret ise kalıcı bir yurttur. Bu geçici yurdunuzdan, kalacağınız yer için azık alınız. Sırlarınızı bilen kimse nezdinde perdelerinizi yırtmayın. ” (c. 3, s. 87)

     394. 119- “Fani yurttan yüz çevirip kalıcı yurda bağlandığında bil ki okun hedefe varmış, sana kurtuluş kapıları açılmış ve kurtuluşa erişmiş olursunuz. ” (c. 3, s. 176)

     395. 120- “Yolunu gözetlediğiniz gaip (ölüm) gelmeden öne geçmeye çalışın. ” (c. 3, s. 243)

     396. 121- “Muktedir ve aziz olan Allah sizleri almadan önce, öne geçmeye çalışın. ” (c. 3, s. 244)

     397. 122- “Zorluk ve darlıktan önce, öne geçmeye çalışın. ” (c. 3, s. 244)

     398. 123- “Korku ve canlar çıkmadan önce, öne geçmeye çalışın. ” (c. 3, s. 244)

     399. 124- “Geri kalan mühlette, karar zamanında, tövbe beklentisinde ve günahtan dönüşte, öne geçmeye çalışın, ” (c. 3, s. 244)

     400. 125- “Bedenler salim, diller açık, tövbeler duyulur ve ameller makbul iken, öne geçmeye çalışın. ” (c. 3, s. 245)

     401. 126- “Amellerinizle, ömürlerinizden öne geçin ve kaybettikleriniz vesilesiyle size baki kalanı alın. ” (c. 3, s. 246)

     402. 127- “Ölümden ve zorluklarından öne geçin. Gelip çatmadan, kendinizi ona hazırlayın ve sizlere inmeden ona hazırlıklı olun. ” (c. 3, s. 247)

     403. 128- “Yol gösterme, bedenlerin rahatlığı, baki kalan mühlet ve karar zamanında öne geçmeye çalışın. ” (c. 3, s. 247)

     404. 129- “Amellerinizle öne geçin ve ecellerinizden öne koşun, şüphesiz sizler yaptıklarınızın karşılığını görecek ve önceden gönderdiklerinizin mükafatına erecek ve geride bıraktıklarınızdan hesaba çekileceksiniz. ” (c. 3, s. 248)

     405. 130- “Arzulardan öne geçin ve ecelin saldırısından önce davranın, şüphesiz insanlar arzularının kesilmesine ve ecellerinin gelip çatmasına yakındırlar. ” (c. 3, s. 248)

     406. 131- “Fakirliğinden önce zenginliğinden ve ölümünden önce hayatından nasiplenmeye çalış. ” (c. 3, s. 249)

     407. 132- “Baki olanı fani olanla değiştirmek kötü bir seçimdir. ” (c. 3, s. 258)

     408. 133- “Fani olanı baki olana satın ve dünyanın mutsuzluğunu ahiret nimetiyle değiştirin. ” (c. 3, s. 269)

     409. 134- “Fena günlerinde beka için azık alın, şüphesiz sizlere azık gösterilmiş, sizlere göç emri verilmiş ve bu dünyadan göçmeye teşvik edilmişsiniz. ” (c. 3, s. 294)

     410. 135- “Yolculuğun için kolaylaştırıcı ol, gözlerini kurtuluş kıvılcımına dik, yolculuk yükünü sıkıca bineğinin sırtına bağla. ” (c. 3, s. 294)

     411. 136- “Dünyadan kendisiyle yarın nefislerinizi koruyacağınız şeyleri azık alın ve fani yurttan, baki olan yurt için (azık) alın. ” (c. 3, s. 300)

     412. 137- “Ölüm boğazlarınızı sıkmadan önce rahat nefes alın ve can vermenin zorluğuna çatmadan önce itaat edin. ” (c. 3, s. 302)

     413. 138- “Sadece itaati sizleri kurtaracak, sadece günahı sizleri helak edecek, sadece rahmeti sizleri kuşatacak olanın öfkesinden sakının, O’na sığının ve O’na tevekkül edin. ” (c. 3, s. 310)

     414. 139- “Ahiret sevabı dünya meşakkatini unutturur. ” (c. 3, s. 348)

     415. 140- “Gafletten dönün ve uykudan uyanın. Nakledilmeye hazırlanın ve göç için azık alın. ” (c. 3, s. 349)

     416. 141- “Amel elbisesi seni ebedileştirir, eskimez; seni baki kılar ve fani olmaz. ” (c. 3, s. 350)

     417. 142- “Sevabı yok olmayan amelden ganimet almaya devam edin. ” (c. 3, s. 351)

     418. 143- “Sizleri ateşten kurtaracak ve sizleri cennete kavuşturacak amellere devam edin” (c. 3, s. 351)

     419. 144- “Senin ayrılmayacağın ve onun da senden ayrılmayacağı şey için sana baki kalacak ve senin kendisi için baki kalmayacağın şeyi azık edin. ” (c. 3, s. 464)

     420. 145- “Bedenlerinizi azık edinin, onları canlarınıza bağışlayın ve rehinleri kapanmadan önce boyunlarınızı kurtarmaya çalışın. ” (c. 3, s. 450)

     421. 146- “Günlerin mühletini alın (fırsat bilin) İslam’ın sınırlarını koruyun ve aniden atağa geçen ölümden öne geçin. ” (c. 3, s. 448)

     422. 147- “Senin için baki kalmayan şeyden, sana baki kalan ve senden ayrılmayacak olan şey için azık alın. ” (c. 3, s. 440)



Geri   İleri
Go to TOP