A+
A
A-
İçindekiler Əsas səhifə nur-az.com
Kitabın Adı: Gurer-ul Hikem - 1
Yazar: Ebulfetih Abdulvahid Amidi
Yayın Evi:
Basım Tarihi:
Sayfa Sayısı:
Baskı Sayısı:
Tiraj:
Geri   İleri


   4245.     4- “Hüsn-ü zan kalbin rahatlığı ve dinin selametidir. ” (c. 3, s. 384)

   4246.    5- “Hüsn-ü zan hüznü hafifletir ve insanı günaha boyun bağı olmaktan kurtarır. ” (c. 3, s. 385)

   4247.    6- “Hüsn-ü zan güzel ahlaktan ve en üstün nasiptendir. ” (c. 3, s. 386)

   4248.    7- “Hüsn-ü zan üstün huydan ve en büyük bağıştandır. ” (c. 3, s. 388)

   4249.    8- “Hüsn-ü zan ameli halis kılman ve Allah’tan sürçmeleri bağışlamasını ümit etmendir. ” (c. 3, s. 388)

   4250.    9- “Hüsn-ü zan insanı günaha boyun bağı olmaktan kurtarır. ” (c. 3, s. 90)

   4251.    10- “Zamana hüsn-ü zanda bulunmakla sükunet bulan kimse zamanın iyiliklerinden akıl almamıştır. ” (c. 5, s. 97)

   4252.    11- “Zannı güzel olan (işleri sıkı tutmaz) kolaya alır. ” (c. 5, s. 136)

   4253.    12- “Zannı güzel olanın niyeti de güzel olur. ” (c. 5, s. 162)

   4254.    13- “Sana hayırlı zanda bulunan kimsenin zannını doğrula. ” (c. 5, s. 219)

   4255.    14- “Zannı güzel olan kimse, cennete erişir. ” (c. 5, s. 298)

   4256.    15- “İnsanlar hakkındaki zannı güzel olan kimse onların sevgisini kazanır. ” (c. 5, s. 379)

   4257.    16- “Zannı güzel olmayan kimse herkesten dehşete kapılır. ” (c. 5, s. 442)

   4258.    17- “Kul münezzeh olan Allah hakkında güzel zanda bulununca, münezzeh olan Allah da kulunun güzel zannının yanında olur. (Allah ona güzel zannı esasınca davranır. )” (c. 6, s. 407)

 

211- Hüzün

 

   4259.    1- “Hüzün bedeni harab eder. ” (c. 1, s. 161)

   4260.    2- “Hüzünler kalbin hastalığıdır. ” (c. 1, s. 185)

   4261.    3- “Hüzün ve sabırsızlık kaybedilen şeyi geri getirmez. ” (c. 1, s. 382)

   4262.    4- “Dünyadan bir şey kaybedince üzülme ve iyilikte bulunanca minnet etme. ” (c. 3, s. 174)

   4263.    5- “Nice hüzünlü kimseyi hüznü ebedi sevince boğar. ” (c. 3, s. 554)

   4264.    6- “Dünyada nefsi hususunda hüznü uzun süren kimsenin kıyamet günü Allah gözünü aydın kılar ve onu kalıcı yurduna yerleştirir. ” (c. 5, s. 424)

   4265.    7- “Hüzün müminlerin şiarıdır. ” (c. 1, s. 214)

 

202- Hz. Ali (a. s. )

 

   4266.    1- “Şüphesiz “la ilahe illallah” kelimesinin şartları vardır. Ben ve soyum onun şartlarındanız. ” (c. 2, s. 514)

   4267.    2- “(Eliyle göğsünü işaret ederek:) “İşte burada pek çok ilim vardır; keşke onu taşıyacak birini bulsaydım. Çabuk anlayıp algılayan kimseleri buluyorum; ama güvenilir değillerdir; dini dünyaya alet ediyorlar. Allah’ın nimetleriyle kullarına, hüccetleriyle de dostlarına üstünlük taslıyorlar. Veya hakkı yüklenip boyun eğen, ama önünü ardını göremeyen basiretsiz ve daha başlangıçta kalbi şüpheye dalan kuşkucu birini buluyorum. ” (c. 2, s. 621)

   4268.    3- “Gerçekten de üzerimde Allah’ın sağlam mı sağlam bir kalkanı-zırhı var. Ecel günüm gelince benden (ko­runma) ayrılır ve beni (ölüme) teslim eder. O zaman ar­tık (ölüm­cül) ok hata yapmaz ve (açtığı) yara asla iyileşmez. ” (c. 2, s. 664)

   4269.    4- “Halk, benden önce idarecilerin zulmünden şikayet ederdi; ben ise bugün idarem altındakilerin zulmünden şikayetçiyim. Sanki idare edilen benim de idare eden onlar; emredilen benim de emreden onlar!” (c. 3, s. 16)

   4270.    5- “Eğer benim bozulmamdan başka bir şey onları ıslah etmiyorsa Allah onları ıslah etmesin. ” (c. 3, s. 25)

   4271.    6- “Ben cehennemi bölüştüren, cennetin hazinedarı, havuzun (Kevser’in) sahibi ve A’raf’ın sahibiyim. ” (c. 3, s. 26)

   4272.    7- “Resulullah ile aynı daldan, İslam’ı ilk kabul eden, putları kıran, kafirlerle cihad eden ve düşmanları ezip geçen benim. ” (c. 3, s. 33)

   4273.    8- “Dünyayı yüz üstü atan, ölçüsüyle ölçen ve gerisin geriye döndürenim. ” (c. 3, s. 36)

   4274.    9- “Ben Resulullah (s. a. v) ile birlikteyim, havuzun başında itretim de (Ehl-i Beyt’im de) benimle birliktedir. Düşmanlarımızı ondan uzaklaştıran, dostlarımıza ondan içiren biziz. Ondan bir yudum içen, bir daha ebedi olarak susamaz. ” (c. 3, s. 37)

   4275.    10- “Ben Resulullah (s. a. v) ile birlikteyim ve ümmetim de havuzda benimle birliktedir. Her biriniz sözümüzü almalı ve amelimiz esasınca amel etmelidir. ” (c. 3, s. 37)

   4276.    11- “Şüphesiz ben, havuz hakkında yarışırız. Şüphesiz biz düşmanlarımızı ondan uzaklaştırır ve dostlarımıza ondan içiririz. Ondan bir yudum içen kimse artık ebedi olarak susamaz. ” (c. 3, s. 37)

   4277.    12- “Göğsünü yere yapıştıran Rabia ve Muzer kabilesinin boynuzlarını kıranım. ” (c. 3, s. 39)

   4278.    13- “Ben sizlere şahidim ve kıyamet günü sizlere delil getiricidir. ” (c. 3, s. 40)

   4279.    14- “Ben Resulullah’ın içinizdeki halifesiyim. Sizleri dininizin sınırlarında ayakta tutanım ve sizler yüce cennete davet edenim. ” (c. 3, s. 41)

   4280.    15- “Ben sizleri Rabbinize itaate davet eden, dininizin farzlarına hidayet eden ve sizleri kurtaracak şeye kılavuzluk edenim. ” (c. 3, s. 41)

   4281.    16- “Şüphesiz ben emelimle savaşıyor ve ecelimi bekliyorum. ” (c. 3, s. 42)

   4282.    17- “Şüphesiz ben Rabbimden apaçık bir delil, dinimden bir basiret ve işimden bir yakin üzereyim. ” (c. 3, s. 42)

   4283.    18- “Şüphesiz ben rızkımı tümüyle alan, nefsimle cihad eden ve nasibimin nihayetine eren kimseyim. ” (c. 3, s. 43)

   4284.    19- “Şüphesiz ben Allah’ın hüccetlerini ayakta tutmak için konuşur ve dinine yardım etmek için cihat edip savaşırım. ” (c. 3, s. 43)

   4285.    20- “Şüphesiz ben Resulullah’a sorunca bana cevap verir ve bir konuda susunca o bana anlatmaya başlardı. ” (c. 3, s. 45)

   4286.    21- “Şüphesiz ben kendimi insanları sakınmadığım şeyden sakındırmaktan, önceden yapmadığım bir şeyi emretmekten ve Rabbimin hoşnut olmadığı bir şeyde onlardan hoşnut olmamdan daha yüce biliyorum. ” (c. 3, s. 45)

   4287.    22- “Şüphesiz ben sizleri önceden yapmadığım bir itaate teşvik etmem ve önceden sakınmadığım bir günahtan sizleri sakındırmam. ” (c. 3, s. 45)

   4288.    23- “Şüphesiz ben Rabbimden bir yakin üzereyim ve dinimde hiçbir şüphe içinde değilim. ” (c. 3, s. 42)

   4289.    24- “Şüphesiz ben kendimi bağışımın gideremeyeceği bir hacetin, hilmimin alamayacağı bir cehaletin, affımın alamayacağı bir suçun veya zamanımdan daha uzun bir zamanın olmasından daha yüce bilirim. ” (c. 3, s. 44)

   4290.    25- “Bilin ki o beni sövmenizi emredecek size, teberri et­me­nizi (benden uzak olduğunuzu söylemenizi) isteye­cek siz­den. Sövmeye gelince, sövün. Ama benden teberri etmekten sakının. ” (c. 3, s. 70)

   4291.    26- “Şüphesiz aranızdaki örneğim karanlığa girenin nurundan aydınlandığı, karanlıktaki kandil gibiyim. ” (c. 3, s. 82)

   4292.    27- “Zimmetim bu dediğim söze rehindir ve ben onun kefiliyim. Şüphesiz geçmiştekilerin amellerinden ibret alan kimseyi takva, şüphelere düşmekten alı koyar. ” (c. 4, s. 34)

   4293.    28- “Beni kaybetmeden önce soracağınızı sorun. Çünkü ben göğün yollarını, yerin yollarından daha iyi bi­lirim. ” (c. 4, s. 148)

   4294.    29- “Beni kaybetmeden önce soracağınızı sorun. Allah’a and olsun ki Kur’an’da inen her ayetin kimin hakkında indiğini, nerede indiğini, düz de mi yoksa dağda mı indiğini daha iyi bilirim. Allah bana düşünen bir kalp ve konuşan bir dil bağışlamıştır. ” (c. 4, s. 149)

   4295.    30- “Allah’a and olsun, şu yünden dokunmuş gömleğimi o kadar yamattım ki artık yamayandan utanıyorum. Birisi bana, “(Bu kadar yamadan sonra hala bunu mu giyeceksiniz. ) Artık bunu atmayacak mısın” dedi. Ona “Benden uzak dur” dedim. Sabah olduğu zaman halk, gece yol alanları över. ” (c. 5, s. 33)

   4296.    31- “Şüphesiz dünya benim nezdimde cüzamlı birinin elindeki eti sıyrılmış kemikten daha düşüktür. ” (c. 5, s. 34)

   4297.    32- “Şüphesiz ben ne savaşla tehdit edildim ve ne de vurmakla korkutuldum. ” (c. 5, s. 54)

   4298.    33- “Perdeler kalkacak olsa yakinim artmaz (yakinimde değişme olmaz). ” (c. 5, s. 108)

   4299.    34- “Eğer bu sürçme yerlerinde ayaklarım (kaymadan) ayakta duracak olursa şüphesiz bazı şeyleri değiştireceğim. ” (c. 5, s. 108)

   4300.    35- “Eğer bana buğzetmesi için birinin burnun üzerine vursam yinede bana buğzetmez. Eğer beni sevmesi için bütün dünyayı münafığa verecek olsam yine de beni sevmez. ” (c. 5, s. 109)

   4301.    36- “Eğer bir dağ beni sevecek olsa dağılır gider. ” (c. 5, s. 114)

   4302.    37- “Eğer biz de sizin gibi amel etseydik şüphesiz dinin bir sütunu ayakta durmaz ve din için bir ağaç yeşermezdi. ” (c. 5, s. 115)

   4303.    38- “Vallahi dilersem, her birinizin nereden geldiğini, nereye gittiğini ve tüm işlerinin nereye varacağını sizlere haber veririm. Ama benim yüzümden Resulullah’ı (s. a. v) inkar etmenizden korkarım. Bunu ancak güvenir özel kişilere açıklarım. Elçisini halkın içinden seçip hak ile gönderene and olsun ki, ben sadece doğruyu söylüyorum. Allah Resulü bütün bunları bana bildirdi. Helak olacakların nasıl helak olacaklarını, kurtulacakların nasıl kurtuluşa ereceğini ve bu işin (hilafetin) sonucunu bana haber verdi. Başıma gelecek şeylerin her birini de eksiksiz olarak kulağıma söyledi ve bana açıkladı. ” (c. 5, s. 120)

   4304.    39- “Allah’ı tanıdığım zamandan beri inkar etmedim. ” (c. 6, s. 55)

   4305.    40- “Gördüğüm günden beri hak hususunda şüpheye düşmedim. ” (c. 6, s. 55)

   4306.    41- “Yalan söylemedim ve bana yalan söylenmedi. ” (c. 6, s. 55)

   4307.    42- “Asla sapmadım ve hiç kimse benim sebebimle sapmadı. ” (c. 6, s. 55)

   4308.    43- “Bana ne oluyor da sizi ruhsuz cesetler, cesetsiz ruhlar, ıslah olmadan ibadet eden, kazanmadan ticaret yapan kullar olarak gö­rüyorum. ” (c. 6, s. 90)

   4309.    44- “İnen her ayetin kimin hakkında indiğini, nerede indiğini, gece mi yoksa gündüz mü indiğini, düz de mi yoksa dağda mı indiğini daha iyi bilirim. Allah bana düşünen bir kalp ve konuşan bir dil bağışlamıştır. ” (c. 6, s. 102)

   4310.    45- “Öfkemi ne zaman yeneyim; öfkelendiğimde mi? İntikamdan aciz kaldığımda ve bana: “Sabretseydin daha iyi olurdu?” dedikleri zaman mı? Yoksa intikam almaya gücüm olduğunda ve bana; "Affetseydin daha iyi olurdu?" dedikleri zaman mı” (c. 6, s. 141)

   4311.    46- “İki (grup) kişi benim hakkımda helak olur: İfrat eden dost ve kalbiyle buğz eden düşman” (c. 6, s. 194)

   4312.    47- “Eğer takva olmasaydı, şüphesiz ben Arabın en çok hile bileni olurdum. ” (c. 6, s. 203)

   4313.    48- “Ne kadar tuhaf! Hilafet, sahabelikle olur da, sahabelik ve yakınlıkla olmaz mı?” (c. 6, s. 239)

   4314.    49- “Allah’a and olsun ki asla iğne ucu kadar bir gerçeği gizlemedim ve asla yalan söylemedim. ” (c. 6, s. 240)

   4315.    50- “Allah’a and olsun ki ölüm ben istemediğim halde ansızın gelip çatarak beni dehşete düşüren ve tanımadığım halde apansız gelen bir şey değildi. Bu konuda gelip giren bir yolcu veya aradığını bulan bir isteyici gibiydim. ” (c. 6, s. 241)

   4316.    51- “Allah’a and olsun, deve dikenlerinin üzerinde gece­lemem ve elim kolum bağlanarak zincirlerle sürüklen­mem; kıyamet günü kullarından bazılarına zulmetmiş ve dünya malından bir kırıntı bile olsa gasp etmiş olarak Allah’a ve Resulüne kavuşmamdan daha sevimlidir bana. Çabu­cak imtihan yerine dönecek ve uzun zaman toprak al­tında kalacak nefis için, bir kula nasıl zulmederim” (c. 6, s. 249)

   4317.    52- “Muhammed’in ashabından olup O’nu ve dinini ko­ruyanlar, benim bir an bile Allah’ın ve Resulünün em­rini reddetmediğimi bilirler. Cesur yiğitlerin dayanama­yıp geriledikleri tehlikeli anlarda bile, Allah’ın bana ih­san ettiği cesaretle canımı yoluna koydum. Şüphesiz ona (s. a. a) itaat hususunda tüm gayretimi gösterdim, tüm gücümle düşmanına karşı cihat ettim, nefsimle onu korudum. Bana benden başka hiç kimseye açıklamadığı ilminden bir şeyler açıkladı. ” (c. 6, s. 250)

   4318.    53- “Resulullah, başı göğsümde, bedeni ellerimde olduğu halde can verdi ve böylece gözlerimin önünde geçti gitti. O’nu (s. a. v) yıkamayı üstlendim, melekler de bana yardım ediyordu. Adeta evin altı üstü feryad ediyordu. Bir grup melek iniyor, bir grup da göğe çıkıyordu. O’nu yatacağı yere koyuncaya kadar, meleklerin selam ve dua sesleri, feryat ve figan­ları kulağımdan gitmemişti. Ölüyken de diriyken de O’na benden daha layık kim var!?” (c. 6, s. 252)

   4319.    54- “Evet tohumu yarana ve insanı yaratana and olsun ki eğer bu topluluk biat için toplanmasaydı, yardımcıların var-lığıyla hüccet ikame edilmeseydi ve Allah zalimlerin çatlayasıya doyarken, mazlumların açlıktan kırılmasına (mani olması) hususunda alimlerden söz almasaydı hilafet devesinin yularını sırtına atar, terk ederdim. Hilafetin sonunu ilk kasesiyle suvarırdım (Daha önce peşinde koşmadığım gibi şimdi de peşinde koşmaz, onu hemen terk ederdim. ) Sizler de biliyorsunuz ki şu dünyanızın değeri bir keçinin aksırığından daha değersizdir bence” (c. 6, s. 256)

   4320.    55- “Ey dünya! Ey dünya! Uzaklaş benden. Kendini bana mı sunuyorsun, yoksa beni mi arzuluyorsun? Aldatma zamanın yaklaşmasın! Heyhat! Sen, benden başkasını aldat; benim sana ihtiyacım yok. Seni üç kez boşadım; artık dönmeye imkan yok. Ömrün kısadır, değerin azdır, arzun hakirdir. Ah! Azığın (ibadet ve kulluğun) azlığından, yolun uzunluğundan, seferin uzaklığından, varılacak yerin (kabir, berzah ve kıyametin) zorluk ve azametinden!” (c. 6, s. 461)

   4321.    56- “Şüphesiz ben hak yolundayım; onlar ise batılın sürçme yerlerindedir. ” (c. 3, s. 43)

 

213- Hz. Muhammed (s. a. v. )

 

   4322.    1- “Muhammed’in (s. a. v) elçin ve kurtuluşa önderin oluşundan hoşnut ol. ” (c. 2, s. 219)

   4323.    2- “O özrü ortadan kaldırmak için rabbi adına tebliğ etti ve uyarmak için ümmetine nasihat etti ve müjdelemek için cennete çağırdı. ” (c. 3, s. 270)

   4324.    3- “Dünyadan karnı aç bir halde ayrıldı ve ahirete esenlikle vardı. Taş üstüne taş koymadı. Böylece Allah’ın yolunu kat etti ve rabbinin davetçisine icabet etti. ” (c. 3, s. 460)

   4325.    4- “Davet eden bir davetçi ve koruyan bir koruyucu idi. O halde davetçiye icabet edin ve koruyucuya tabi olun. ” (c. 4, s. 13)

   4326.    5- “Onun sünneti ılımlılık, fiili doğruluk, sözü hakkı batıldan ayıran, hükmü adalet, kelamı beyan, susması ise en fasih konuşan dil idi. ” (c. 4, s. 154)

   4327.    6- “O (Peygamber), dertlerine deva bulmak için tıp bilgisiyle hastalarını dolaşan bir hekimdir. İlaçlarını hazırlamış, tıp malzemelerini ısıtmış, ihtiyaç duyulduğunda onlarla kör gönülleri, sağır kulakları, söylemez dilleri iyileştirir. Gaflet ve şaşkınlık içinde olanları ilaçlarıyla iyileştirmek için arar bulur. ” (c. 4, s. 260)

 

-I-

214- Islah ve sulh

 

   4328.    1- “Islah olma küstah ve kötü insandan ne de uzaktır. ” (c. 6, s. 67)

   4329.    2- “En üstün nasihat barışa işaret etmektir. ” (c. 6, s. 33)

   4330.    3- “Fesat ile birlikte ıslah yoktur. ” (c. 6, s. 362)

   4331.    4- “İman ve takva sahiplerinin sürekli ıslahına çalışınız. ” (c. 3, s. 350)

   4332.    5- “Halkın ıslahı için çalışmak saadetin kemalindendir. ” (c. 6, s. 30)

   4333.    6- “Bozduğunda ıslah et ve ihsanda bulunduğunda tamamla. ” (c. 2, s. 191)

   4334.    7- “Düşmanlarını barışa çeken kimse hedefine ulaşmıştır. ” (c. 5, s. 215)

   4335.    8- “Allah’ın kendisi için seçtiği şeylerle ıslah olmayan kimse, kendisi için seçtiği şeylerle ıslah olmaz. ” (c. 5, s. 417)

   4336.    9- “Doğruluğu sana yardımcı olan bir şeyi bozma. ” (c. 6, s. 267)

 

-İ-

215- İbadet

 

   4337.    1- “İbadet kurtuluştur. ” (c. 1, s. 25)

   4338.    2- “Halis ibadet insanın sadece Rabbine ümit bağlaması ve sadece günahından korkmasıdır. ” (c. 2, s. 144)

   4339.    3- “İnsanlardan bir grup, Allah’a rağbet (mükafat) için kulluk eder; bu tüccarların ibadetidir. Bir grup da Allah’tan korkarak kulluk eder, bu da kölelerin kulluğudur. Bir grup da Allah’a şükür etmek için kulluk eder, bu da hürlerin ibadetidir. ” (c. 2, s. 578)

   4340.    4- “Allah bir kulunu sevince ona ibadet güzelliğini ilham eder. ” (c. 3, s. 138)

   4341.    5- “İbadetin devamlılığı saadete erişmenin delilidir. ” (c. 4, s. 22)

   4342.    6- “Nice ibadet eden kimsenin dini yoktur. ” (c. 4, s. 73)

   4343.    7- “Kazanç hazineleri, Allah’a ibadet yalnızlığındadır. ” (c. 4, s. 406)

   4344.    8- “Büyüklerin fazileti güzel ibadettedir. ” (c. 4, s. 472)

   4345.    9- “Yakınlaşan hiç kimse Allah’a ibadet gibi hiçbir şeyle Allah’a yakınlaşmamıştır. ” (c. 6, s. 57)

   4346.    10- “Secde ve rüku güzel bir ibadettir. ” (c. 6, s. 167)

   4347.    11- “Sakın başkasının kölesi olma, şüphesiz münezzeh olan Allah seni hür yaratmıştır. Sadece kötülükle ulaşılmayan hayırda ve sadece ulaşılmayan kolaylıkta ne hayır vardır?” (c. 6, s. 317)

   4348.    12- “En üstün ibadet, gözlerin münezzeh olan Allah’ın zikriyle sabahlamasıdır. ” (c. 2, s. 429)

 

216- İbret almak

 

   4349.    1- “İbret almak insana ismet kazandırır. ” (c. 1, s. 221)

   4350.    2- “Zaman sana ibretler gösterir. ” (c. 1, s. 257)

   4351.    3- “İbret almak insana doğru yolu kazandırır. ” (c. 1, s. 260)

   4352.    4- “İbret almak insanı doğru yola sürükler. ” (c. 1, s. 291)

   4353.    5- “Mümin dünyaya ibret gözüyle bakar, onda mecburi bir karınla yemeğini yer (gerektiği kadar yer) ve (dünyaya) düşmanlık ve kin kulağıyla dinler. ” (c. 2, s. 144)

   4354.    6- “Öğüt al ki sakınasın. ” (c. 2, s. 170)

   4355.    7- “Öğüt al ki kani olasın. ” (c. 2, s. 173)

   4356.    8- “En üstün akıl ibret almak, en üstün uzak görüşlülük sırtı pek olmak ve en büyük ahmaklık aldanmaktır. ” (c. 2, s. 455)

   4357.    9- “En etkili öğüt ölülerin yattığı yerlere bakmak ve anne ile babaların dönüş yerlerinden ibret almaktır. ” (c. 2, s. 480)

   4358.    10- “Gerçekten geride kalanlara geçmişlerden ibret dersleri vardır. ” (c. 2, s. 498)

   4359.    11- “Şüphesiz sona kalan kimseye ilk öncekiler alıkoyucudur. ” (c. 2, s. 498)

   4360.    12- “Şüphesiz her şeyde akıl sahipleri ve ibret alanlar için bir öğüt ve ibret vardır. ” (c. 2, s. 507)

   4361.    13- “Şüphesiz basiret sahibi kimse, duyunca düşünen, bakınca gören ve ibretlerden faydalanan kimsedir. ” (c. 3, s. 85)

   4362.    14- “Allah bir kulunu sevince ona ibretlerle öğüt verir. ” (c. 3, s. 128)

   4363.    15- “İbret almak basiret dilemekle hasıl olur. ” (c. 3, s. 239)

   4364.    16- “İbret almanız için sizlere öncekilerin eserlerinden ibretler geriye kalmıştır. ” (c. 3, s. 448)

   4365.    17- “Sürekli ibret almak insanın basiret sahibi olmasına sebep olur ve sakınmayı sağlar. ” (c. 4, s. 22)

   4366.    18- “Allah düşünüp ibret alan ve ibret alıp basiret sahibi olana rahmet etsin. ” (c. 4, s. 42)

   4367.    19- “Uzun süre ibret almak, insanı sırtı güçlü olmaya sevk eder. ” (c. 4, s. 253)

   4368.    20- “Her ibret alışta, basiret sahibi olmak vardır. ” (c. 4, s. 396)

   4369.    21- “Dünyanın değişimlerinde ibret vardır. ” (c. 4, s. 395)

   4370.    22- “Kaza ve kaderin değişimlerinde akıl ve zeka sahipleri için ibret vardır. ” (c. 4, s. 398)

   4371.    23- “Günlerin birbiri ardınca gelişinde insanlar için ibret vardır. ” (c. 4, s. 409)

   4372.    24- “İbret almayı ahlak, ve sırtı pekliği huy edinen kimse kurtuluşa erer. ” (c. 4, s. 429)

   4373.    25- “(Kötü işlerden) geri kalan kimse şüphesiz ibret almıştır. ” (c. 4, s. 473)

   4374.    26- “Geçmişten ibret alan kimse, geriye kalanlar (gelecektekiler) için ibret almıştır. ” (c. 4, s. 475)

   4375.    27- “Dünyadan geçenler, geride kalanları için haber verici/uyandırıcı olarak yeter. ” (c. 4, s. 481)

   4376.    28- “Akıl sahipleri için tanıdıkları ibret için yeter. ” (c. 4, s. 481)

   4377.    29- “Akıl elde etmek ibret almak ve sırtı pek olmaktır. Cehalet elde etmek ise gaflet ve aldanmadır. ” (c. 4, s. 627)

   4378.    30- “Örnekler ibret almak için verilmiştir. ” (c. 5, s. 29)

   4379.    31- “Şüphesiz ibretler sizlere aşikar kılınmış, sakındırıldığınız şeyler sizleri sakındırmıştır. Resulullah’tan sonra Allah tarafından hiç kimse uyarıcılar gibi (güzel bir şekilde) uyarmamıştır. ” (c. 5, s. 35)



Geri   İleri
Go to TOP