A+
A
A-
İçindekiler Əsas səhifə nur-az.com
Kitabın Adı: Gurer-ul Hikem - 1
Yazar: Ebulfetih Abdulvahid Amidi
Yayın Evi:
Basım Tarihi:
Sayfa Sayısı:
Baskı Sayısı:
Tiraj:
Geri   İleri


   1827.    14- “Cömertlik günahları temizler ve kalplerin sevgisini elde eder. ” (c. 2, s. 37)

   1828.    15- “Cömertlik ve cesaret münezzeh olan Allah’ın sevdiği ve imtihan ettiği kimselere verdiği üstün hasletlerdir. ” (c. 2, s. 56)

   1829.    16- “Cömertlik malın hakkında bağışlayıcı ve başkalarının malı hususunda sakınıcı olmandır. ” (c. 2, s. 82)

   1830.    17- “Cömertlik istenmeden verilendir. İstenildiğinde vermek ise haya ve utanmaktır. ” (c. 2, s. 117)

   1831.    18- “Cömertlik aklın meyvesi kanaat soyluluğun delilidir. ” (c. 2, s. 151)

   1832.    19- “Cömert ol ki yücelesin. ” (c. 2, s. 168)

   1833.    20- “En cömerdiniz en faydalı olanınızdır. ” (c. 2, s. 370)

   1834.    21- “İnsanların en cesuru, en cömert olanıdır. ” (c. 2, s. 380)

   1835.    22- “İnsanların en üstünü yakin sahibi cömert kimsedir. ” (c. 2, s. 397)

   1836.    23- “Dünyada insanların en üstünü cömertler ve ahirette ise takva sahipleridir. ” (c. 2, s. 440)

   1837.    24- “En yüce ahlak cömertlik, en faydalısı ise adalettir. ” (c. 2, s. 441)

   1838.    25- “En üstün ahlak cömertlik, iffet ve güvenlik içinde olmaktır. ” (c. 2, s. 454)

   1839.    26- “Şüphesiz münezzeh olan Allah elleri açık olanı (cömerdi) ve dindar kimseyi sever. ” (c. 2, s. 510)

   1840.    27- “Şüphesiz insanların elindeki şeyler hususunda cömert davranmak bağış cömertliğinden daha üstündür. ” (c. 2, s. 540)

   1841.    28- “Şüphesiz övgü kazandıran en üstün şey cömertliktir ve şüphesiz kârların kendisiyle aktığı en büyük şey baki kalan sadakadır. ” (c. 2, s. 618)

   1842.    29- “Cömertlik ile işler tartılır. ” (c. 3, s. 217)

   1843.    30- “Cömertlikle ayıplar örtülür. ” (c. 3, s. 228)

   1844.    31- “Cömertlik ve sakınmayla süsle. Şüphesiz bunlar imanın süsü ve en şerefli haslettir. ” (c. 3, s. 290)

   1845.    32- “İnsanların en hayırlısı darlık anında bile cömert ve şükredici olmaktır. ” (c. 3, s. 465)

   1846.    33- “En hayırlı cömertlik ihtiyaç yerine rastlayandır. ” (c. 3, s. 426)

   1847.    34- “Muhabbetin sebebi cömertliktir. ” (c. 4, s. 120)

   1848.    35- “Efendiliğin sebebi cömertliktir. ” (c. 4, s. 122)

   1849.    36- “Cennet ehlinin efendisi cömertler ve takva sahipleridir. ” (c. 4, s. 134)

   1850.    37- “Dünyada insanların efendisi cömertlerdir. Ahirette ise takva sahipleridir. ” (c. 4, s. 138)

   1851.    38- “Cömertlikten ayrılma, şüphesiz aklın meyvesidir. ” (c. 4, s. 284)

   1852.    39- “Cömertlikten ve güzel ahlaktan ayrılmayın. Şüphesiz bunlar rızkı çoğaltır ve sevgiye sebep olur. ” (c. 4, s. 304)

   1853.    40- “Soyluların adeti cömertlik, öfkesini yenmek, af ve hilimdir. ” (c. 4, s. 354)

   1854.    41- “Ayıpların örtüsü cömertlik ve iffettir. ” (c. 4, s. 381)

   1855.    42- “Ayıplarınızı cömertlik ile örtün. Şüphesiz cömertlik ayıpların örtüsüdür. ” (c. 4, s. 391)

   1856.    43- “Muhabbet cömertliktedir. ” (c. 4, s. 400)

   1857.    44- “Cömertliğin çokluğu dostları çoğaltır ve düşmanları ıslah eder. ” (c. 4, s. 592)

   1858.    45- “Cömert ol, savurgan olma. ” (c. 4, s. 600)

   1859.    46- “Huyun cömertlik ve bağış olmalıdır. ” (c. 5, s. 52)

   1860.    47- “Eğer cömertliği bir insan şeklinde görseydiniz, şüphesiz onu bakanları sevindiren bir güzellik içinde görürdünüz. ” (c. 5, s. 118)

   1861.    48- “Akıllı olan kimse cömert olur. ” (c. 5, s. 145)

   1862.    49- “Övüldüğü halde cömert olmayan kimse, cömert olduğu halde kınanır. ” (c. 5, s. 250)

   1863.    50- “Bağışta bulunmayan kimse efendiliğe ulaşamaz. ” (c. 5, s. 253)

   1864.    51- “Cömert ve hayalı olmayan kimse için ölüm hayattan daha hayırlıdır. ” (c. 5, s. 410)

   1865.    52- “Cömertlik ve iffet ile süslenmek nimetin kemalindendir. ” (c. 6, s. 21)

   1866.    53- “Cömertlik, dostluk ve güzel ahlak gibi bir şeyle muhabbet elde edilmemiştir. ” (c. 6, s. 72)

   1867.    54- “Cömertlik güzel bir huydur. ” (c. 6, s. 160)

   1868.    55- “Yokluk ile cömertlik olmaz. ” (c. 6, s. 360)

   1869.    56- “Cömertlik gibi bir fazilet yoktur. ” (c. 6, s. 354)

   1870.    57- “Cömertliği olmayan kimsenin, efendiliği olmaz. ” (c. 6, s. 403)

 

-Ç-

80- Çare-Çözüm Bulma

 

   1871.    1- “Çare fikir ve düşüncenin faydasıdır. ” (c. 1, s. 108)

   1872.    2- “Devletlerin değişim nişaneleri hile ve çare buluşlarıdır. ” (c. 1, s. 322)

   1873.    3- “Çarecilikte esneklik, vesile (araç) peşinde koşmaktan daha faydalıdır. ” (c. 2, s. 114)

   1874.    4- “Nice hileciyi hilesi yere serer. ” (c. 4, s. 73)

   1875.    5- “Çeşitli görüşleri bilmeyen kimseyi çareler aciz bırakır. ” (c. 5, s. 179)

   1876.    6- “Çare bulmaktan geri kalan kimseye şiddetli zorluklar kuşatır. ” (c. 5, s. 344)

   1877.    7- “Her şeyin bir çaresi vardır. ” (c. 5, s. 15)

 

81- Çekinmek-Perva

 

   1878.    1- “Düşmanlığın sebebi az çekinmektir. ” (c. 4, s. 352)

   1879.    2- “Pervası az olan yere serilir. ” (c. 5, s. 186)

   1880.    3- “İstediğin şey olmayınca, nasıl olacağından korkma. ” (c. 3, s. 136)

 

82- Çirkinlik-Ayıp

 

   1881.    1- “Çirkin işlerden sakın. şüphesiz çirkinlik adını çirkinleştirir ve günahını çoğaltır. ” (c. 2, s. 287)

 

-D-

83- Dalalet-Haktan Ayrılmak

 

   1882.    1- “En helak edici şey, dalaleti devam ettirmektir. ” (c. 2, s. 459)

   1883.    2- “Kılavuzun sapması kılavuz dileyenin helakidir. ” (c. 4, s. 228)

   1884.    3- “Her dalaletin bir sebebi vardır. ” (c. 5, s. 13)

   1885.    4- “Dalalete düşmekten korktuğun yoldan kendini koru. ” (c. 2, s. 205)

   1886.    5- “Bu yollar sizleri nereye götürüyor. ” (c. 2, s. 262)

   1887.    6- “Nereye baka-bırakıldınız? Nasıl da apışıp şaş­kınlaştı­nız? Oysa Nebinizin Ehl-i Beyt'i aranızdadır. Onlar hakkın öncüleri, dinin alameti, doğruluğun dilidirler. ” (c. 2, s. 362)

   1888.    7- “Her kaybeden kimse, (tümüyle) yitirici değildir. ” (c. 5, s. 91)

   1889.    8- “İhtilafa düşen iki davanın (ve davetçinin) biri mutlaka dalalettir. ” (c. 6, s. 77)

   1890.    9- “Açıklamadan sonra sadece karışıklık ve yanlışlıklardır” (c. 6, s. 83)

 

84- Dalkavukluk-Yaltaklık

 

   1891.    1- “En kötü dert dalkavukluk ve boş konuşmaktır. ” (c. 2, s. 373)

 

85- Danışman-Danışmanlık

 

   1892.    1- “En kötü danışman, kötü insanlara danışman olandır. ” (c. 4, s. 167)

   1893.    2- “Kötü danışmanlar zalimlerin yardımcısı ve günahkarların kardeşleridir. ” (c. 6, s. 239)

 

86- Dedikodu

 

   1894.    1- “Dedikodu dinden çıkan kimsenin ahlakıdır. ” (c. 1, s. 227)

   1895.    2- “Dedikodu unutulmaz bir günahtır. ” (c. 1, s. 363)

   1896.    3- “Dedikodudan sakın. Şüphesiz dedikodu kin eker ve insanı, Allah’tan ve insanlar uzaklaştırır. ” (c. 2, s. 296)

   1897.    4- “En kötü arkadaş dedikodudur. ” (c. 2, s. 388)

   1898.    5- “Dedikodu eden kimseyle yakınları savaşır ve yabancılar düşmanlık eder. ” (c. 5, s. 367)

   1899.    6- “Başkalarının sözünü sana nakleden kimse senin sözünü de başkalarına nakleder. ” (c. 5, s. 451)

   1900.    7- “Her ne kadar kendisini nasihatçilere benzetse de dedikoducu kimseyi onaylama. Zira dedikoducu insan, sana dedikodusunu yaptığı kimseye zulmetmiş ve laf taşıdığı kimseye (sana) ise iki yüzlülük göstermiştir. ” (c. 6, s. 301)

   1901.    8- “Emanete riayet ve dedikodu bir araya toplanmaz. ” (c. 6, s. 372)

   1902.    9- “Nice köle kimsenin (dedikodu yapmayıp iyi bir insan olduğundan) ayrılığı mümkün olmaz. ” (c. 4, s. 76)

   1903.    10- “İnsanların ayıplarını arayan kimse insanlarca kınanıp ayıplanır. ” (c. 1, s. 101)

 

87- Değişme-Başkalaşma

 

   1904.    1- “İnsan üç şeyde değişir: Padişahlara yakınlaştığında, hükümeti ele geçirdiğinde ve fakirlikten sonraki zenginlikte. Bunlarda değişmeyen kimse doğru bir akıl ve kalıcı bir ahlak üzeredir. ” (c. 2, s. 146)

 

88- Dehr-Zaman

 

   1905.    1- “Zaman bedenleri eskitir, arzuları yeniler, ölümü yakınlaştırır ve temennileri uzaklaştırır. ” (c. 2, s. 55)

   1906.    2- “Zaman iki gündür: bir gün lehine ve bir gün de aleyhinedir. Zaman lehine olunca şımarma, aleyhine olunca da sabret. ” (c. 2, s. 80)

   1907.    3- “Zaman iki halet üzeredir: Yok olmak ve bağışlamak. Yok ettiğinin dönüşü olmaz ve bağışladığı şey devam etmez. ” (c. 2, s. 163)

   1908.    4- “Şüphesiz zaman kendisiyle düşmanlık edilmeyen bir düşman, zulmetmeyen bir hükümdar ve kendisiyle savaşılmayan bir savaşçıdır. ” (c. 2, s. 598)

   1909.    5- “Şüphesiz zaman yayını hazırlamış ve oku hata etmez. Yarası iyileşmez, sıhhatli insanı hastalığa düşürür ve kurtulanı yokluğa atar. ” (c. 2, s. 558)

   1910.    6- “Zaman geçenlerle akıp gittiği gibi kalanlarla da akıp gidiyor. Giden zaman geri dönmez. Onun içindekiler de ebedi ve son­suz kalmaz. İşinin sonu başlangıcındaki gibidir. İş­leri birbirine benzer, nişaneleri açıktır. Onunla birlikte olan kimse dert, yokluk, çalınmak ve yağmadan ayrı düşmez. ” (c. 2, s. 657)

   1911.    7- “Nice servet sahibini zaman, hakir bir fakir haline düşürmüştür. ” (c. 4, s. 546)

   1912.    8- “Zaman seni değiştirmeye çalışırken sen nasıl bir halet üzere kalabilirsin?” (c. 4, s. 562)

   1913.    9- “Her kim zamanı kınarsa, kınaması uzun sürer. ” (c. 5, s. 323)

   1914.    10- “İnsanların kendisi için, “Ne mutlu. . . !” dediği kimseye zaman mutlaka kötü bir gün gizlemiştir. ” (c. 6, s. 83)

   1915.    11- “Zamanın intikamcısı çatıp kuşatıncaya kadar hezeyanlar zinciri kopmaz. ” (c. 5, s. 65)

 

89- Derinlik-İnce Görüşlülük

 

   1916.    1- “(Hak Teala hakkında) derin düşünen kimse hakka dönemez. (şaşkınlığa düşer. )” (c. 5, s. 381)

 

90- Derk Etmek-Algılamak

 

   1917.    1- “İlim derk etmek iledir. ” (c. 1, s. 18)

   1918.    2- “Vehim derk etmek gibi değildir. ” (c. 5, s. 79)

   1919.    3- “Derk etmek isteyen algılar. ” (c. 5, s. 137)

   1920.    4- “Derk eden fazlasını ister. ” (c. 5, s. 152)

   1921.    5- “Allah tarafından kendisine derk verilmeyen kimse, öğütçünün öğüdünden faydalanmaz. ” (c. 5, s. 404)

   1922.    6- “İdrak sahibi olan kimse fakir değildir. ” (c. 6, s. 60)

   1923.    7- “Duyan kimsenin anlayış kötülüğü dışında ilme zafer gelmez. ” (c. 6, s. 367)

 

91- Ders Almak-Tahsil Etmek

 

   1924.    1- “Uzun süre tahsil etmeyen kimse ilim elde edemez. ” (c. 5, s. 65)

   1925.    2- “Marifetin haşlanması ilim tahsili iledir. ” (c. 5, s. 125)

   1926.    3- “İlim tahsilini çoğaltan kimse bildiğini unutmaz ve bilmediğinden istifade eder. ” (c. 5, s. 396)

   1927.    4- “İlim tahsil etmek, alimlerin lezzetidir. ” (c. 6, s. 124)

   1928.    5- “Tahsili sürdürmeyen kimsenin anlayışı olmaz. ” (c. 6, s. 365)

   1929.    6- “Sadece tahsilini uzatan kimse ilim elde edebilir. ” (c. 6, s. 399)

 

92- Dert ve Deva

 

   1930.    1- “Nice deva dert doğurur. ” (c. 4, s. 65)

   1931.    2- “Nice dert deva olur. ” (c. 4, s. 65)

   1932.    3- “Nice defa deva dert olur. ” (c. 4, s. 80)

   1933.    4- “Seninle yola geldiği müddetçe hastalığınla yürü. ” (c. 2, s. 185)

   1934.    5- “Nice hastalık şifadır. ” (c. 4, s. 80)

   1935.    6- “Bazen yaranın kapanması zarar verir. ” (c. 4, s. 472)

   1936.    7- “Her canlının bir hastalığı vardır. ” (c. 5, s. 12)

   1937.    8- “Her derdin bir devası vardır. ” (c. 5, s. 12)

   1938.    9- “Hastalığı çok olanın, şifası bilinmez. ” (c. 5, s. 235)

   1939.    10- “Her kim kendisine bulaşan bir hastalığı üç gün gizler ve o günlerde münezzeh olan Allah’a şikayette bulunursa münezzeh olan Allah ona afiyet verir. ” (c. 5, s. 264)

   1940.    11- “Her kim hastalığını gizlerse, doktor ona şifa vermekten aciz kalır. ” (c. 5, s. 262)

   1941.    12- “Belaya düşmesine sebep olduğun kimseye, derdine deva bulma hususunda yardımcı olman farzdır. ” (c. 5, s. 458)

   1942.    13- “İlacın acılığına tahammül edemeyen kimsenin acısı devam eder. ” (c. 5, s. 467)

   1943.    14- “Her ciğerin bir yanışı vardır. ” (c. 5, s. 15)

   1944.    15- “Derdine gönül bağlayanın devası olmaz. ” (c. 6, s. 359)

   1945.    16- “Derdini doktordan gizleyenin şifası olmaz. ” (c. 6, s. 359)

 

93- Desise-Düzen

 

   1946.    1- “Desise kınanmaya sebep olur. ” (c. 1, s. 37)

   1947.    2- “Çok düzenci insan şeytandır. ” (c. 1, s. 54)

   1948.    3- “Desise, isyankar insanların metodudur. ” (c. 1, s. 164)

   1949.    4- “Desise aşağılık insanların huyudur. ” (c. 1, s. 171)

   1950.    5- “Seni güvenen kimseye desise kurmak küfürdür. ” (c. 1, s. 305)

   1951.    6- “Çok kandıran insan, insan şeklindeki şeytandır. ” (c. 1, s. 381)

   1952.    7- “Desise ve kin beslemek insanoğlunu imandan uzaklaştırır. ” (c. 2, s. 9)

   1953.    8- “Kınanmış bir huy olan desiseden sakın. ” (c. 2, s. 306)

   1954.    9- “Zekiliğin afeti desisedir. ” (c. 3, s. 99)

   1955.    10- “Desiseci insanın düzeni kendisine döner. ” (c. 5, s. 173)

   1956.    11- “Desiseden güvende olan, şer ile görüşür. ” (c. 5, s. 282)

   1957.    12- “Allah’ın düzeninden güvende olan, helak olur. ” (c. 5, s. 282)

   1958.    13- “İnsanlara desise ve düzen kuranın düzenini, münezzeh olan Allah kendisine döndürür. ” (c. 5, s. 377)

   1959.    14- “Kötüyü güzel göstermek en büyük desisedir. ” (c. 6, s. 12)

   1960.    15- “Çok düzen yapan kimse emanete riayet etmez. ” (c. 6, s. 347)

   1961.    16- “Kötü düzen ehlinden başkasına dönmez. ” (c. 6, s. 409)

 

94- Devamlılık-Süreklilik

 

   1962.    1- “Bazen zarar devam eder. ” (c. 4, s. 468)

   1963.    2- “Devam eden az şey kesilen çok şeyden daha hayırlıdır. ” (c. 4, s. 497)

   1964.    3- “Sürekli yapacağın az iş usandıran çok işten daha hayırlıdır. ” (c. 4, s. 499)

   1965.    4- “Devam eden az şey, ardı kesilen çok şeyden daha hayırlıdır. ” (c. 4, s. 519)

   1966.    5- “Devamlı günah işlemek rızkı keser. ” (c. 6, s. 127)

 

95- Deve

 

   1967.    1- “Hayrı giderken ve dönerken develerin ayaklarından arayın. ” (c. 2, s. 255)

 

96- Devlet

 

   1968.    1- “Büyüklerin devleti en üstün ganimetlerdendir. ” (c. 4, s. 10)

   1969.    2- “Kötülerin devleti iyilerin meşakkatidir. ” (c. 4, s. 11)

   1970.    3- “Facirlerin devleti iyilerin zilletidir. ” (c. 4, s. 11)

   1971.    4- “Aşağılık insanların devleti zulüm ve fesat üzere kuruludur. ” (c. 4, s. 11)

   1972.    5- “Görüşün doğruluğu devletlerin varlığı iledir ve o gidince doğru görüş de gider. ” (c. 4, s. 199)

   1973.    6- “Devletin varlığı, devlet adamlarının hatasını doğruluğa ve doğru olan zıddını ise hataya çevirir. ” (c. 2, s. 53)

   1974.    7- “Her devletin bir devranı vardır. ” (c. 5, s. 14)

   1975.    8- “Devlet yöneldiği gibi, sırt da çevirir” (c. 1, s. 321)

   1976.    9- “Devletinde ihsanda bulunmayan kimse çaresizliğinde yardımsız bırakılır. ” (c. 5, s. 446)

   1977.    10- “En faydalı ganimet yüce insanların devletidir. ” (c. 6, s. 34)

   1978.    11- “İyilerin Allah’ın düşmanlarına karşı, devletleri zamanında izlediği tutum onları Allah’ın azabından sakındırmak ve dünyada bela yerlerinden korkutmaktır. ” (c. 6, s. 142)

   1979.    12- “Allah’ın düşmanlarıyla, devletleri zamanında cihat etmek ve kudretlerine rağmen onlarla savaşmaya kalkmak, gerçekte Allah’ın emrini terk etmek ve dünya belalarına maruz kalmaktır. ” (c. 6, s. 143)

   1980.    13- “Devletlerin yüz çevirmesinin dört delili vardır: Temel şeyleri zayi etmek, aldatıcılığa sarılmak, aşağılık insanları öne geçirmek ve üstün şahsiyetleri geri itmek. ” (c. 6, s. 450)

 

97- Dış Güzellik

 

   1981.    1- “İnsanların dış güzelliği batınlarının doğruluğunu gösterir. ” (c. 4, s. 196)

 

98- Dik Kafalılık-Diretmek

 

   1982.    1- “Dik kafalılık rezalettir. ” (c. 1, s. 31)

   1983.    2- “Dik kafalılık kötü bir tohum ekmektir. ” (c. 1, s. 98)

   1984.    3- “Dik kafalılık insanın nefsini çirkin kılar. ” (c. 1, s. 101)

   1985.    4- “Dik kafalılık savaşları ortaya çıkarır. ” (c. 1, s. 110)

   1986.    5- “Dik kafalılık bineği, kendine bineni baş aşağı yere devirir. . ” (c. 1, s. 116)

   1987.    6- “Dik kafalılık helak oluşun başıdır. ” (c. 1, s. 202)

   1988.    7- “Dik kafalı kimsenin doğru görüşü olmaz. ” (c. 1, s. 223)

   1989.    8- “Dik kafalılığın sonunda zarar vardır. ” (c. 1, s. 256)

   1990.    9- “Dik kafalılık görüşü bozar. ” (c. 1, s. 269)

   1991.    10- “Dik kafalılık insan için ihtiyacı olmadığı şeyleri getirir. ” (c. 1, s. 397)

   1992.    11- “Dik kafalılık, savaş çıkarır ve kalpteki kinleri çoğaltır. ” (c. 2, s. 33)

   1993.    12- “Kınanmış olan dik kafalılıktan sakın. Şüphesiz dik kafalılık savaşa neden olur. ” (c. 2, s. 298)



Geri   İleri
Go to TOP