A+
A
A-
İçindekiler Əsas səhifə nur-az.com
Kitabın Adı: Gurer-ul Hikem - 1
Yazar: Ebulfetih Abdulvahid Amidi
Yayın Evi:
Basım Tarihi:
Sayfa Sayısı:
Baskı Sayısı:
Tiraj:
  İleri


 

 

Gurer’ul Hikem ve

Durer’ul Kelim

 

 

 

(Nurlu hikmetler ve inci sözler)

 

 

(Konulu şekilde)

 

 

Hz. Ali’nin (a. s) 10954 tane kısa sözlerini içeren kaynak eser

 

 

 

Kadı Nasihuddin Ebu’l Feth

Abdulvahid b. Muhammed Temimi Amedi

 

 

 

 

 

Seyyid Haşim Resul-i Mehalati

 

 

 

 

 

Çeviri: Kadri Çelik

 


 

 

 

 

 

Mehalati’nin Önsözü

 

 

Allah’a hamd ve resulüne salat ve selamdan sonra. . . Bendeniz bundan yaklaşık 30 yıl önce kendi eserlerimde muhtelif rivayetleri bir araya getirmek isteyince sürekli olarak nefis Gurer’ul Hikem kitabına ihtiyaç duydum. Ama ne yazık ki düzenlemesi konulu olmadığı için ahlaki ve benzeri bir çok konularda bir hadis bulma hususunda büyük zorluklarla karşılaştım. Zira Merhum yazar (r. a) bu hadisleri Arapça alfabeye göre düzenlemiştir. (konulu değildi) Dolayısıyla haset, kibir, ihtiras, fedakarlık, tevekkül vb. konularda bir hadis bulmak istediğimde bütün kitabı gözden geçirmek zorunda kalıyordum. Devrim’in ilk başlarında Merhum Allame Cemal Hunsari’nin (r. a) araştırmacı açıklamaları ve Seyyid Celaluddin Muhaddis Ermevi’nin önsözü ile basılan 7 ciltlik eseri gördüm. Yazar ayrı bir cilt halinde konulu bir fihrist hazırlayarak bu eksikliği bir nebze de olsun gidermişti. Ben deniz kırk hadis vb. eserlerimde bu konulu fihristten çok istifade ettim. Allah kendisinden razı olsun.

Ama buna rağmen söz konusu fihristin de bir takım problemleri vardı. Örneğin:

1-Hz. Ali’nin uzun cümlelerini naklederken sadece başlangıcı ile iktifa edilmiş, birkaç nokta ve adresini vermekle yetinilmiştir. Dolayısıyla hadisin devamı yer almamıştır.

2-Kelimeler küçük harfler ile ve harekesiz olarak aktarılmıştır.

3-Bir çok ilgili hadisler gözden kaçmış, zikredilmemiş veya bazı hususlarda tekrar edilmiştir.

4-Bazı hadisler ilgili olmadığı bölümlerde yer almış, gerekli yere yerleştirilmemiştir.

5-Bir çok konular gözden kaçmış, hadisleri başlıksız zikredilmiş ve gidermeye çalıştığımız bir çok dağınıklıkları görülmüştür.

Elbette söz konusu fihrist üstadın öğrencileri tarafından hazırlandığı için bu tür eksikliklerin olması doğaldır. Dolayısıyla rivayetlerin özetle ve hareketsiz olarak nakledilmiş olması da normaldir.

 

***

Merhum Allame Cemal Hunsari’nin tercüme ve şerhi oldukça ilmi ve araştırmacı olarak yazıldığı, onun İslami ilimlere olan derin bilgisini gösterdiği ve diğer tercüme ve şerhlere oranla kapsamlı ve kıyas edilmez bir eser olduğu halde yine de bir takım problemler içermektedir. Özellikle bugünkü neslin anlamayacağı kelimeler kullanılmış, harfi harfine tercüme edilmiştir. Dolayısıyla ve Farsça edebiyatı ile yakın bir ilgisi olmayanların bu eserden istifade etmesi çok zor olmuştur.

Bu yüzden bendeniz iki yıl önce Allah’ın yardımıyla ilk fırsatta bu fihristi tamamlayıp gücüm oranında eksikliklerini gidermeyi kararlaştırdım. Arapça metni harekelendirip çok sade bir dille tercüme etmeyi ve okuyuculara takdim etmeyi hedefledim. Böylece bu inci sözlerin ve insan yetiştiren beyanın sahibi Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib’in bu günahkara bir teveccüh etmesini ve herkesin nefsiyle zorlukta bulunduğu kıyamet gününde şefaatine nail olmayı ümit ediyorum.

Maalesef çeşitli işler bedensel zayıflık, yaşlılık ve hastalıklar bir türlü buna fırsat vermedi. Bazen niyet edince de önümde çok uzun ve zor bir yol görüyor, vazgeçiyordum.

Sonunda 1999 tatilinde bu işe başladım. Allah’ın umulmadık yerden lütfüne mazhar oldum ve düşündüğümden çok daha kısa bir sürede bu işi sona erdirdim. Tercümesi, metninin harekelendirilmesi ve baskıya hazır bir hale getirilmesi 4 ay sürdü.

Bu yüzden Allah-u Teala’ya bana verdiği bu büyük başarıdan dolayı hamd ediyorum.

 

Yazar’ın Kısa Biyografisi

Gurer’ul Hikem kitabının Merhum yazarı büyük Muhaddis Kadı Nasihuddin Ebu’l-Feth Abdulvahid b. Muhammed Temimi Amedi (lakabı Nasihuddin’dir. ) H. 5. Asır alimlerinden olup H. 510 yılında vefat etmiştir. H. 588 yılında vefat eden Merhum İbn-i Şehraşub ondan rivayet icazeti almıştır. Aynı zamanda Seyyid Razi Seyyid Murtaza ve Şeyh Tusi’nin de çağdaşıdır.

Kamus ve Takvim’ul Buldan’ın naklettiğine göre Amed, Dicle ile Fırat arasında yer alan bir şehrin (Diyarbakır’ın) adıdır. İbn-i Şehraşub, Allame Meclisi, Muhaddis Nuri, Revzat’ul Cennat kitabının sahibi ve Muhaddis Kummi bu kitabın yazarını övmüş, muteber kabul etmiştir. Merhum Meclisi ve Muhaddis Nuri’nin kitaplarında bu kitaptan bir çok rivayet nakledilmiştir.

Çağdaşlarından olan Merhum Hiyabani, Reyhanet’ul Edeb adlı kitabında bu büyük kitap hakkında şöyle demektedir: “Amedi (Diyarbakırlı) Abdulvahid b. Muhammed b. Mahfuz b. Abdulvahid Temimi Amedi büyük bir alim, değerli bir Muhaddis kadı, Ehl-i Beyt taraftarı ve 12 İmam mektebinin takipçisi olup künyesi Ebu’l Feth lakabı ise Seyyid Nasihuddin’dir. Değerli kitabı Gurer’ul Hikem ve Durer’ul Kelim’i Cemal Hunsari şerh etmiştir ve H. 588 yılında vefat eden İbn-i Şehraşub kendisinden bu kitaptaki rivayetleri nakletme hususunda icazet almıştır. Bihar’ul Envar kitabında da bu kitaptan rivayetler yer almış Bombay, Kahire ve Mısır’da basılan mezkur kitabına itimat edilmiştir. Amedi (Diyarbakırlı) H. 510 yılında vefat etmiştir. Onu Ehl-i Sünnet’ten zannedenler hata etmektedir.

 

Gurer’ul Hikem Kitabı Hakkında

Merhum Yazar Hz. Ali’den kısa cümleler halinde bu kitapta 11 bine yakın hadis nakletmiştir. Merhum Amedi bu konuda büyük zahmete katlanmış, eskilerin tabiriyle 4 bin beyitten fazla kelimeyi çok farklı kaynaklardan bir araya getirerek kitabın başlangıcında şöyle demiştir:

“Övgüye layık olan Allah’a hamd olsun ki bizlere başarı ihsan etmiş, kendini tanıma yoluna hidayete erdirmiş, tevhidiyle süslendiğimiz için bize bütün insanlardan üstünlük vermiştir. Onun ayrı nimetlerine ve esenlik bağışlarına hamd olsun; insanların düşüncelerinin nihayetine ermekten aciz kaldığı ve idraklerinin sayamadığı bir hamd ile. . .

Allah’tan başka bir ilah olmadığına, tek olduğuna ve ortağı olmadığına şahadet ederim; dili doğruyu konuşan ve ihlaslı kalbi hak inançları ile dolu olan kimsenin şahadeti ile. . .

Hakeza şahadet ederim ki Hz. Muhammed (s. a. v) Allah’ın kulları arasından seçtiği ve doğruluk yolunun davetçisidir. Bütün ümmetlerin batıl yollara saplandığı ve sapıklıkta birbirini izlediği bir durumda onu risaleti ile göndermiştir. Allah Peygamberi vasıtasıyla dinin açık yollarını tanıtmış, yakin yollarını aydınlığa kavuşturmuş, hakkı açığa çıkarmış, batılı öldürüp yok etmiştir.

Ayrıca Allah’ın rahmeti Resulullah’a, seçilmişlerden ve iyilerden olan Ehl-i Beytine ve ashabına olsun; gece gündüz asla kesilmeyen ve tükenmek nedir bilmeyen bir rahmet. . .

Nefsini heba eden ve rabbani rahmete muhtaç olan bendeniz Abdulvahid b. Muhammed b. Abdulvahid Amedi Temimi (Allah’ım benden razı ol) bu faydalı kitabı kaleme aldım, hadisleri bir araya topladım, bundan büyük bir kıvanç duydum. Müminlerin Emiri Hz. Ali b. Ebi Talib’in herkese faydası bulunan hikmetli sözlerini bir araya topladım. Allah’ım bu konuda bana yardım et.

Hz. Ali zamanının en bilgini, en şahsiyetlisi, en yücesi, Peygambere en yakın ve ondan en çok istifade eden birisi olduğu halde görmezlikten gelinmesi ve azıyla yetinilmesi çok ilginç bir durumdur. Hz. Ali’nin nakledilen bu hikmetli sözler onun sonsuz okyanusundan sadece bir damladır.

Dilim tutulduğu ve kemal rütbesinden mahrum olup onların yüce makamını derk etmekten aciz kaldığım halde yine de gücüm yettiğince Hz. Ali’nin kısa hikmetli sözlerini bir araya getirmeye çalıştım. Şüphesiz Hz. Ali’nin yüce makamı karşısında bütün belagat erbabının dili tutulmuş, hikmet ehli bir benzerini getirmekten aciz kalmıştır. Allah da biliyor ki ben denizden sadece köpüğü avuçlayan ve övüldüğü halde acizliğini itiraf eden bir kimse gibiyim. Zira Hz. Ali hiç şüphesiz nebevi ilmin kaynağını yudumlamış tüm vücudu ilahi ilim ile dolup taşmıştır. Nitekim sözü hak ve doğru olan Hz. Ali, nakledildiği üzere şöyle buyurulmuştur: “Şüphesiz iki tarafım (tüm vücudum) ilim ile doludur. Keşke onu taşıyabilecek kimseleri bulabilseydim.

Şüphesiz ben topladığım ve Arapça alfabeye göre düzenlediğim bu hadislerin senetlerine özet olsun diye yer vermedim. Hz. Ali’nin seci ve kafiye açısından uyumlu olan sözlerini bir araya getirdim. Zira kafiyeli sözler kulaklarda daha güzel yer eder, kalplerde daha iyi yerleşir. Zira nefis kafiyeli sözleri ister ve düz yazılardan kaçınır. Kafiyeli sözlerin ezberlenmesi daha kolaydır, telaffuzu daha tatlıdır. Uzamasın diye bir çoğunu kısalttım. Sadece dertlere şifa olan, akıl ve edep sahipleri için kifayet eden sözlerini yer verdim. Adını da “Gurer’ul Hikem ve Durer’ul Kelim” (nurlu hikmetler ve inci sözler) koydum. Allah’tan bana güzel mükafat vermesini dilerim. Her türlü ayıptan münezzeh olan Allah’a sığınırım. Tevfik sadece O’ndandır. Sadece ona tevekkül ederim ve şüphesiz dönüşüm onadır.

Merhum Muhaddis Ermevi yaptığı önemli araştırmalar neticesinde bu kitabının önsözünde şöyle demektedir:

“Evet bu önsözden de Gurer’ul Hikem ve Durer’ul Kelim kitabının ne kadar önemli olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Zira bu kitapta yer alanlar Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin nurlu kelimeleridir. Bu nurlu sözleri bir araya toplayan ve sıhhatini ifade eden kimse ise Ebu’l-Feth Abdulvahid Amedi’dir. Bu kitabı şerh eden büyük zat ise Cemaluddin Muhammed Hunsari’dir. Bütün bunlar elinizdeki kitabı tanıtmak için yeterlidir. Bundan daha üstün bir nitelik düşünülemez.

Bu önemine binaen günümüze dek bütün İslam alimleri bu kitaba bir değer vermiş, ilgi ile istifade etmiş ve herkese önermişlerdir. Nesilden nesile istinsah edilmiş (üzerinden yazılarak çoğaltılmış) insanların istifadesine sunulmuştur. Bunun en büyük delili ise sayısız nüshasının var oluşudur. Çünkü bütün özel ve genel kütüphanelerde en azından bir nüshasını görmek mümkündür. Kitabın nüshalarını karşılaştırdığımızda ise Müslümanların bu kitaba gösterdiği özel ilgili açıkça görmekteyiz. Bunun de en büyük şahidi İslam ülkelerinde bu değerli kitabın antika nüshalarının varlığıdır. Bütün nüshalar genelde tashih edilmiş, tercümesi yapılmış, yaldızlarla süslenmiş, değerli ciltlerle kaplanmış, çerçeveye alınmış özenle korunmuştur. Bu da Müslümanların bu kitaba gösterdiği büyük sevgi ve alakasını göstermektedir. ”

Hakeza Merhum Muhaddis Ermevi Doktor Hasan Minuçehr’den şöyle dediğini nakletmektedir:

“Bu kitabın çeşitli el yazması nüshaları Türkiye, İngiltere, Fransa, Hindistan ve İran (Astane-i Kuds-i Rezevi, Meclis-i Şura-i Milli ve Medrese-i Ali-i Sipehsalar) kütüphanelerinde mevcuttur. Bu kütüphanelerin fihristine müracaat edildiği takdirde bu nüshalar hakkında detaylı bilgi almak mümkündür.

 

Kitap Hakkında Birkaç Hatırlatma

1-Dipnotlarda hadislerin anlamı ile ilgili açıklamalar büyük alim, allame, muhakkik Merhum Cemal Hunsari’ye (r. a) aittir. Merhum Muhaddis Ermevi Şerh-i Gurer’ul Hikem kitabının önsözünde onun hakkında şöyle demektedir: “Bu kitabın şarihi Cemaluddin Muhammed Hunsari Ehl-i Beyt toplumunun ünlü alimlerinden biridir. Hak ilimlerin yayılmasında ve Ehl-i Beyt mektebinin tanınmasında çok büyük adımlar atmış, çok büyük hizmetler yapmış ve kendinden bir çok eserler miras bırakmıştır. ”

2-Hz. Ali’nin sözlerinin başında iki sıra rakam verilmiştir. Bold (koyu) karakterle yazılmış birinci numara, hadislerin müteselsile/zincirleme numarasıdır. İtalik karakterle yazılmış ikinci numara ise konuların kendi içindeki sıra numarasıdır. Rivayetlerin sonunda ise aslına müracaat etmek isteyenler için, hadislerin Merhum Cemal Hunsari’nin Şerh-i Gurer’ul Hikem kitabındaki cilt ve sayfa numarası zikredilmiştir.

3-Daha önce de söylendiği gibi Gurer’ul Hikem’in farklı baskıları vardır. Zira İran, Bombay, Sayda, Mısır ve Suriye’de defalarca basılmıştır. Bize göre birkaç nüsha üzerinden mukabele ve tashih edilmiş olan bu yedi ciltlik nüsha daha sahihtir. Biz de bu metni esas aldık. Bir rivayet Nehc’ül Belağa gibi başka bir kitapta da yer almışsa onunla da tatbik ve mukabele ettik.

4-Hadislerin konulu düzenlenişi hususunda da Merhum Cemal Hunsari’nin Şerhi ile basılan 7 ciltlik Üniversite baskısını ve Merhum Muhaddis Ermevi ile öğrencilerinin hazırladığı eseri kaynak edindik. Elbette başta da söylendiği gibi biz sadece işin eksiklerini gidermeye ve tamamlamaya çalıştık. Dolayısıyla kitapta yer alan bütün hadisler fişlendi, 500’ü aşkın gözden kaçan hadisler eklendi ve ilgili yerlere konuldu. Yanlış konularda yer alan hadisler ilgili yerlere yerleştirildi ve bütün bir metin harekelendirildi. Bu açıdan kamil bir iş yapmış olmayı ümit ediyoruz.

5-Bu fihrist Arapça alfabe sıralamasına göre hazırlanmış, Arapça kavramlar esas alınmış, altına Farsça tercümesi yapılmış, başında da Farsça bilenlerin istifade etmesi için Farsça fihrist hazırlanmıştır. [1]

Son olarak hatırlatmak gerekir ki biz yaptığımız bütün çalışmalara rağmen işimizin eksiksiz ve kusursuz olduğunu iddia etmiyoruz. Başkaları da bizim eksikliklerimizi görüp bertaraf edebilir. Değerli okuyuculardan kitap hakkındaki önerilerini Yayınevi vasıtasıyla bizlere ulaştırmalarını bekleriz.

 

Başta da sonda da hamd Allah’a mahsustur.

H. 22 Rebiussani 1419-Şemsi 24 Murdad 1377

(15 Ağustos 1999)

Tahran-Seyyid Haşim Resuli Mehallati


 

 

 

 

 


- A -

1- Acele

 

        1.    1- “Her hangi bir kötülüğü savan şey dışında her hususta acele etmek kınanmıştır. ”(c. 2, s. 89)

        2.    2- “Acele etmekten sakının; çünkü acele iş, insana mutlaka pişmanlık getirir. ” (c. 2, s. 272)

        3.    3- “Acele etmekten sakın; çünkü acele, işi kaybetmenin ve pişmanlığın başlangıcıdır. ”(c. 2, s. 288)

        4.    4- “Aceleden sakın; zira acele insanın sürçmesiyle eştir. ” (c. 2, s. 295)

        5.    5- “İnsanların en şiddetli pişman olanı ve en çok kınananı iş işten geçtikten sonra aklı başına gelen aceleci kimsedir. ” (c. 2 s. 464)

        6.    6- “Acele etmek pişmanlıktır. ” (c. 1 s. 34)

        7.    7- “Acele etmek insanın sürçmesine neden olur. ” (c. 1, s. 118)

        8.    8- “Acele etmek insanın doğruyu bulmasını engeller. ” (c. 1 s. 231)

        9.    9- “Acele eden işi ele geçirse bile hata eder. ” (c. 1, s. 322)

      10.   10- “Düşünüp taşınarak hareket eden doğruyu bulur, veya (en azından) hakka yakın olur. Acele eden kimse ise hata eder veya en azından hataya yakın düşer. ” (c. 1, s. 341)

      11.   11- “İmkanlar el vermediği sürece acele hareket etmek insanın üzülmesine neden olur. ” (c. 1, s. 351)

      12.   12- “İyilikte acele etmek iyiliğin ölçüsüdür. ” (c. 3, s. 277)

      13.   13- “Hayır ulaştırmada acele etmek zaferdir. ” (c. 3, s. 283)

      14.   14- “İşi telafi etmekte acele davranmak işi ıslah etmektir. ” (c. 3, s. 283)

      15.   15- “İyi işte acele etmek iyiliği arttırmaktır. ” (c. 3, s. 315)

      16.   16- “Acele etmenin neticesi sürçmedir. ” (c. 3, s. 327)

      17.   17- “İşlerin en hayırlısı faydası en çabuk görülen ve sonucu en çok övülendir. ” (c. 3, s. 437)

      18.   18- “Acele etmeyi terk et. Zira acele etmekle insan hedefine ulaşamaz ve de ivedililik övülen bir iş değildir. ” (c. 4, s. 34)

      19.   19- “Cömertliğin başı bağışta acele davranmaktır. ” (c. 4, s. 52)

      20.   20- “Acele (bineğine) binen düşme ve sürçmenin kenarındadır. ” (c. 4, s. 85)

      21.   21- “Acele etmekte sürçme vardır. ” (c. 4, s. 400)

      22.   22- “Acele etmekte pişmanlık vardır. ” (c. 4, s. 411)

      23.   23- “Acele edenin görüşünün doğru çıkması çok azdır. ” (c. 4, s. 496)

      24.   24- “Acele edenin tedbirinin başarılı olması ve incinmiş insanın sevgisinin devam etmesi çok enderdir. ” (c. 4, s. 499)

      25.   25- “Acele edenin helak olmaması çok enderdir. ” (c. 4, s. 504)

      26.   26- “Çok acele insanın sürçmesine neden olur. ” (c. 4, s. 595)

      27.   27- “Bağışın kemali acele edilmesindendir. ” (c. 4, s. 631)

      28.   28- “Acele eden insan (hiçbir zaman) övülmez. ” (c. 5, s. 62)

      29.   29- “Acele eden sürçer. ” (c. 5, s. 138)

      30.   30- “Acele eden düşer. ” (c. 5, s. 148)

      31.   31- “Acele edenin sürçmesi çok olur. ” (c. 5, s. 174)

      32.   32- “Acele (bineğine) binen sürçer. ” (c. 5, s. 216)

      33.   33- “Acele eden, acele ettiğine pişman olur. ” (c. 5, s. 216)

      34.   34- “Acele bineğine binen sürçerek yüz üstü düşer. ” (c. 5, s. 284)

      35.   35- “Yüceliğin alameti insanlara karşılık vermede acele etmektir. ” (c. 6, s. 18)

      36.   36- “İmkanlar el vermediği müddetçe acele etmek ve fırsatlar ortaya çıktıktan sonra düşünmek bilgisizliktendir. ” (c. 6, s. 23)

      37.   37- “İnsanlara Karşılık vermede acele davranmak kerem ve yüceliğin kemalindedir. ” (c. 6, s. 24)

      38.   38- “İmkanlar el vermeden acele etmek ahmaklıktandır. ” (c. 6, s. 36)

      39.   39- “Acele ile, sürçmeler de çoğalır. ” (c. 6, s. 121)

      40.   40- “Allah’ın sizlere acele etmediği bir şeyde siz de sakın acele davranmayın. ” (c. 6, s. 279)

      41.   41- “Aceleden kimse doğru yolu bulamaz. ” (c. 6, s. 347)

      42.   42- “Acelecilik (bineğine) binen kimseye, sonunda kınama ve azarlama biner. ” (c. 5, s. 444)

 

2- Acizlik

 

      43.   1- “Acizlik (insanın kendini) zayi etmesidir. ” (c. 1, s. 40)

      44.   2- “Acizlik insanın kendini yitirmesidir. ” (c. 1, s. 49)

      45.   3- “Acizlik (insanın kendini) zayi etme nedenidir. ” (c. 1, s. 114)

      46.   4- “Acizlik bineklerin en kötüsüdür. ” (c. 1, s. 173)

      47.   5- “Acizlik helak olmayı doğurur. ” (c. 1, s. 187)

      48.   6- “Acizlik düşmanları arzulandırır. ” (c. 1, s. 270)

      49.   7- “Acizlik sana farz kılınan şey (Allah’a itaat) yerine sana garantilenmiş şey (rızık) ile meşgul olman ve sana verilen şeylerde kanaati terk etmendir. ” (c. 1, s. 386)

      50.   8- “İnsanların en acizi, nefsinin eksikliklerini gidermeye gücü olduğu halde bunu yapmayandır. ” (c. 2, s. 434)

      51.   9- “İnsanların en acizi, nefsini ıslah etmekten aciz olandır. ” (c. 2, s. 436)

      52.   10- “İnsanların en acizi, olayların gerçekleşmesi ve ecelin gelip çatması hususunda kendini emin ve güvende sayandır. ” (c. 2, s. 471)

      53.   11- “Amellerin afeti, işçilerin acizliğidir. (O halde işleri güçlü kimselere ısmarlamak gerekir. ” (c. 3, s. 109)

      54.   12- “Acizliğin meyvesi (acze teslimiyet), isteklerin yok olmasıdır. ” (c. 3, s. 224)

      55.   13- “Acizin istediklerin ulaşması çok azdır. ” (c. 4, s. 82)

      56.   14- “Başına gelecekleri savmada aciz kalan kimsenin, korktuğu şeylerden nasıl da emanda olduğuna şaşarım doğrusu. ” (c. 4, s. 343)

      57.   15- “Zihninde hazır olanları dahi derk etmekten aciz olan kimse, zihninden gizli kalan gerçekleri derk etmek hususunda daha aciz ve daha düşkündür. ” (c. 5, s. 251)

      58.   16- “Kendi işlerini görmekten aciz olan kimse, haline yüz çevirir, teveccüh bile etmez. ” (c. 5, s. 406)

      59.   17- “Yapma hususunda aciz kalacağından korktuğun işlere sakın teşebbüs etme. ” (c. 6, s. 265)

      60.   18- “(Ey insan!) Henüz kanatlanmadan uçmaya, erginliğe ermeden seslenmeye kalkıştın!” (c. 5, s. 34)

      61.   19- “Açmaktan aciz kalacağın kapıyı sakın kapama!” (c. 6, s. 267)

      62.   20- “Döndürmekten aciz düşeceğin oku sakın atma!” (c. 6, s. 283)

 

3- Açıkça Günah İşlemek

 

      63.   1- “Münezzeh olan Allah’a karşı açıkça günah işleyen kimse azaba çarptırılma hususunda acele davranmış olur. ” (c. 6, s. 133)

      64.   2- “Açıkça günah işleyen kimse yüksek bir sesle Allah’a isyan etmiş sayılır. ” (c. 1, s. 141)

 

4- Açlık

 

      65.   1- “Açlık (kendini aç bırakmak ve perhiz) bir çok hastalıklar için en faydalı ilaçtır. ” (c. 1, s. 227)

      66.   2- “Açlık (bir lokma ekmek için zenginler karşısında) boyun bükmekten daha hayırlıdır. ” (c. 1, s. 378)

      67.   3- “(Kendini) açlık ile terbiye et ve kanaat ile edeplendir. ” (c. 3, s. 312)

      68.   4- “Nefsin azgınlığını ve (çirkin, kötü) alışkanlıklarını yok etmek için en güzel yardımcı açlıktır. ” (c. 6, s. 166)

      69.   5- “Açlık güzel bir yemektir. ” (c. 6, s. 163)

      70.   6- “İnsanın (günahlardan) sakınması hususunda en güzel yardımcı açlıktır. ” (c. 6, s. 164)

      71.   7- “Açlık ve hastalık bir araya gelmez, (perhiz eden kimse kolay kolay hasta olmaz. )” (c. 6, s. 369)

 

5- Adalet

 

      72.   1- “Adalet ülfet (kaynaşma) doğurur, zulüm ise insanı doğru yoldan çıkarır. (sapıklığa düşürür. )” (c. 1, s. 11)

      73.   2- “Adalet insaftır (insanlarla eşit şartlarda yaşamaktır. )” (c. 1, s. 47)

      74.   3- “Adalet (işlerin) ölçüsü ve zulüm yok olmaktır. ” (c. 1, s. 57)

      75.   4- “Adalet hayattır. ” (c. 1, s. 64)

      76.   5- “Adalet en hayırlı hükümdür. ” (c. 1, s. 81)



  İleri
Go to TOP